MEDELE KÖYÜNÜN TAŞCI USTALARI


ORDA BİR KÖY VAR UZAKTA
MEDELE KÖYÜNÜN TAŞCI USTALARI


Nizami ÇUBUK
ncubuk@msn.com
www.nizamicubuk.com

Şairim,
Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası
Ayak seslerinden tanırım.
Ne zaman bir köy türküsü duysam,
Şairliğimden utanırım.
Ah bu türküler, köy türküleri
Ne düzeni belli, ne yazanı… (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
Medele Köyü, çocukluğumun geçtiği Denizli’nin en uzak köylerinden biridir. Bekilli ilçesine bağlıdır. Uygarlıkları kucağında büyüten Menderes’in kıyısında, ona tepeden bakan ve ona hükmeden bir köydür… Antik coğrafyadaki adı olan Motella zamanla değişim geçirerek Türkçeye uygun bir söylem şekline; Medele’ye dönüşmüştür.
Motella, Menderes kıyısında yer alan Apollon Lermenos Tapınağı’nın yazıtlarında adı en çok geçen yer adıdır. Yazıtlarda, Friglerden beri Motellalıların buraya gelerek kefaret ödeyip, günahlarından arınmaya çalıştıkları anlatılmaktadır.
Anadolu uygarlıklarında özellikle Ma, Mo, Me, Meth eklerinin Ana Tanrıçanın ekleri olduğu düşünülürse, belki de Medele adı, Friglerde yaygın olarak kullanılan Ana Tanrıça inancından kaynaklanan bir adlandırma olmalıdır.
Medele adı bazılarına rahatsızlık vermiş olmalı ki, 1962 yılında, İçişleri Bakanlığı’nın kararıyla adı “Dibekli” olarak değiştirilmiştir. Bu adı köylüler hiç sevmedikleri için itirazda bulunmuşlar, yapılan başvurular üzerine, 1964 yılında köyün adı “Yeşiloba” olarak değiştirilmiştir. O günden bugüne köyün resmiyetteki adı Yeşiloba olarak kullanılmaya devam etmiştir. Ancak Medeleliler tarihsel miraslarının farkındadırlar. Moda heveslere pabuç bırakmazlar. Bugün hangi köylüye sorsanız keyifle Medeleli olduğunu söyleyeceklerdir. (Ha! Az kalsın unutuyordum. Benim nüfus cüzdanımda da doğum yerim Medele olarak yazmaktadır.)
Köyden Çanakkale ve Kurtuluş Savaşlarına büyük bir katılım olmuştur. Medele 1920–
1922 yılları arasında Yunan işgali altında kalmıştır.
Medele’deki okuryazar oranı ve okumuş insan sayısı Türkiye ortalamasının üzerindedir.
Medele’de tarihsel miras yaşıyor… Hala “Ören” ve “Asar” denilen yerlerimiz var. Define avcılarına rağmen evlerin duvarlarında yeni işlevler yüklenerek kullanılmakta olan eski zamanlardan kalma yazıtlar, mimari malzemeler, heykel parçaları görülebilmektedir. Yıllar önce uyanık çerçiler çengelli iğne ve sakız karşılığı eski paraları (sikkeleri) toplamış olsalar da, çapa zamanında toprağı karıştırdığınızda yenileriyle karşılaşabilme ihtimaliniz var. Etnografik ve folklorik değerlerimizin plastik leğen karşılığında, kilimlerimizin makine halılarıyla değiştirilmesine karşın hala yerel özgün örnekleri bulabilme, bozulmadan duran yüklüklerimize ulaşabilme şansınız var…
Halk edebiyatının en güzel kaynaklarını; El değmemiş masalları, manileri ve ninnileri derlemek için geç kalmış sayılmazsınız. Düğünlerde ve bayramlarda birlikte eğlenme kültürüne bağlı olarak gelişen “meydan eğlencelerinin”, “seyirlik oyunların” izini sürebileceğiniz yaşlı insanlar, canlı bellek olarak hala yaşıyorlar. Acıyı paylaşarak azaltmayı; Coşkuyu paylaşarak çoğaltmayı yaşam felsefesi sayan güngörmüş insanlar hala buradalar…
Medele’de kesme taş malzemeyle yapılmış olan hanay evlerin duvar işçiliklerinin mutlaka tanıtılması gerekmektedir. Taşların üst üste yerleştirilmesindeki ustalık, kemerli pencerelerin estetiği ve köşe taşlarındaki uyum, yapanların ve yapılanların kalitesini öylesine yükseltmiş olmalı ki; Yapı ustası hanay evin dışa bakan duvarına “gülbezekler” koyarak imzasını atmıştır. Halk sanatının gözde simgeleri olan ve benim adını “gülbezek” koyduğum bu duvar süslemeleri Hitit Güneşine kadar giden biçimsel etkilenmeleri yansıtmaktadır. Dairesel süslü bir göbeğin etrafına kayrak veya tuğla dizisiyle oluşturulan süsleme formu birçok farklı uygulamayla yapılmıştır. Kim bilir belki yapıyı tanıtan masum bir yazıtın süslemesidir, belki de kem gözlerden koruyan bir nazarlıktır… Ne olursa olsun son derece ilginç, yalın ve görsel bir güzellik sergilemektedirler.
Sizlere bu hanay evlerin taş duvarlarını ve duvarlarındaki “gülbezekleri” tanıtmak istedim
Yine hanay evlerin iç dekorundaki ahşap işçiliği, işlemeli dolaplar ve kapılar mutlaka koruma altına alınmalıdır. Onlardan tadımlık örnekleri yaşayan gül yüzlü insanlarımızla birlikte sunuyorum sizlere…
İyi seyirler…

Meraklısına daha kapsamlı bir yazı:
http://www.arkeosanat.com/deneme-yazilarim/medele-sempozyum-bildirisi