İSKENDER LAHDİ


İSKENDER LAHDİ

Nizami ÇUBUK
www.nizamicubuk.com
www.arkeosanat.com
ncubuk@msn.com

Büyük İskender olmak var ya!
Darius’un kızıl şafağında
Köpüklü atların nal sesleriyle
Torosları aşarken… (Torosların öte yüzü şafak-Nizami Çubuk)

Kültür tarihimizin en önemli isimlerinden Osman Hamdi Bey, ilk fotogerçekçi ve oryantalist ressamımız, ilk arkeoloğumuz, İstanbul Arkeoloji Müzesini açan, ilk yerli kazıyı yapan, eski eserleri koruma kanununu çıkaran, Güzel Sanatlar Akademisini açan kişi olarak bilinmekle birlikte, O’nu asıl öne çıkaran olayların başında İskender Lahdini bulması ve İstanbul’a getirmesi gelir. Daha da önemlisi Alman İmparatoru II. Wilhelm’in hediye olarak getirdiği “Alman Çeşmesine” karşılık olarak II. Abdülhamit’in İskender Lahdini hediye olarak vermeyi düşünmesiyle başlayan direnişidir. Kendi ölüsü çiğnenmeden Lahdin götürülemeyeceği anlamındaki yiğit ve yurtsever tavrı İskender Lahdinin İstanbul Arkeoloji Müzesinde kalmasını sağlamıştır.
Bugün, İskender Lahdi, İstanbul Arkeoloji Müzesinde bulunan en önemli eser olarak kabul edilmekte ve Hellenistik Dönem heykeltıraşlığının başyapıtlarından sayılmaktadır. Osman Hamdi Bey tarafından 1887 yılında Lübnan’ın Sidon kentinin krallar mezarlığından çıkarılmıştır.
Her ne kadar İskender Lahdi olarak anılsa da, aslında İskender'e ait değildir. MÖ 320 yılına tarihlenen lahdin Büyük İskender’e öykünen Sidon Kralı Abdalonymos'a ait olduğu düşünülmektedir.
Lahdin uzun yüzlerinden A sahnesinde, solda atının üzerinde İskender gösterilmiştir. İskender, Herkül (Herakles) soyundan geldiğine inandığı için, onun gibi başında Nemea aslanının postunu takarak tasvir edilmiştir. Lahdin üzerindeki bu tasvirden dolayı lahdin ismi İskender ile bütünleşmiştir. Aslında İskender Babil'de ölmüş, cenazesi de İskenderiye'ye gönderilmiştir. Lahdinin insan biçimli bir lahit olduğu sanılmaktadır.
Lahdin A yüzünde, Persler ve Makedonyalılar arasındaki bir savaş sahnesi yer almaktadır. Makedonyalılar ile Pers askerleri kıyafetlerinden kolaylıkla ayırt edilebilmektedirler. Makedonyalı askerler kısa tunik veya pelerin giyerken, Pers askerlerinin geleneklerine göre erkeklerinin yüz ve parmak uçları dışında bedenlerini açıkta bırakmaları yasak olduğundan, uzun pantolonlar, katlı uzun kollu gömlekler ve başlarını saran başlıklar yani tiaralar giydikleri göze çarpmaktadır. Savaş sahnesinin İskender'in MÖ 333 yılında kazandığı, ona Fenike ve Suriye kapısını açan Issus savaşını temsil ettiği düşünülmektedir.
Bu savaşın sonuçlarından biri de, lahdin sahibi olduğu sanılan Abdalonymos'un yazgısının değişmesi ve bir süre sonra Sidon kralı olmasıdır.
Lahdin ikinci uzun yüzü B sahnesinde iki av sahnesi canlandırılmıştır. At ve arabalarla avlanmanın Yakındoğu uygarlıklarına ait bir özellik olduğu, İskender'in de Fenike'de bu tür avlara katıldığı bilinmektedir.
İskender'in İran'ı aldıktan sonra Doğu ve Helenistik kültürlerini bir araya getirerek bir Hellen-Pers İmparatorluğu kurmayı amaçladığı bilinen bir gerçekliktir. Hatta bu yüzden hayatının sonuna doğru bir Pers prensesiyle evlenmiş, Pers giysileri kullanmaya başlamış ve Pers saray adetlerini benimsemiştir.
Lahdin B yüzünde dost olarak bir arada avlanan Persleri ve Makedonyalıları bu anlayışın ışığında görmek gerekir.
İskender'in, Pers Kralı III.Darius'u Issus'ta yendikten sonra Amanos dağlarını aşıp Akdeniz kıyısını izleyerek Suriye'ye girdiği bilinmektedir. Pers yönetiminden hoşnut olmayan Sidon halkı, zengin kentlerinin kapısını Makedonya ordusuna açmış ve İskender'den kendilerine bir kral seçmesini istemişlerdir. İskender, Sidon kralını seçecek zamanı olmadığından, bu işi görev olarak arkadaşı Hephaestion'a vermiştir. O da Abdalonymos’u seçmiştir. Farsça “Tanrıların hizmetçisi” anlamına gelen Abdalonymos'un, daha sonra kendisi için hazırlattığı lahdin süslemelerinin arasına İskender'in ve Hephaestion'un tasvirlerini koydurmasının nedeni de bu olmalıdır.
Lahdin dar yüzlerinden C sahnesinde Abdalonymos'un katıldığı bir savaş, Lahdin dar taraflarından D yüzünde ise panter avı sahnesi betimlenmiştir.
Lahdin bezemelerin incelenmesi Lahdi yapanların Doğu süsleme sanatını çok iyi bildiğini göstermektedir. Araştırmalarda heykeltıraşı hakkında herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır. Kabartmalardaki at koşumları ve silahlar gümüşten yapılmıştır ancak mezar soyguncuları tarafından çalınmıştır.
Lahit üzerinde yapılan araştırmalar, eserin özgün halinin renkli olduğunu ortaya koymuştur. Lahdi boyayan sanatçıların da yontucular kadar usta oldukları görülebilmektedir. Lahit bitirildiğinde son olarak gözlerin, kirpiklerin, dudakların ve giysilerin mor, sarı, mavi, kırmızı ve menekşe rengiyle boyandığını, figürlerin tenine hafif vernik sürülerek parlatıldığı anlaşılmaktadır.
İskender Lahdinin yüksek kabartma tekniği ile yontulmuş figürlerinden oluşan sahne kompozisyonlarının incelenmesi, görsel sanatlar açısından olağanüstü bir zenginlik yaratmaktadır.
Ayrıca mitolojik ve ikonografik anlatımlar ve analizler yapma olanağı sunan, önemli bir başyapıt olarak yerinde görülmesi gereken, bir kültür hazinesi olarak bizleri beklemektedir.
KAYNAKÇA: http://www.istanbularkeoloji.gov.tr/web/14-51-1-1/muze_-_tr/koleksiyonlar/arkeoloji_muzesi_eserler/iskender_lahdi