Dionysos'un Düğününe Davetlisiniz


EGELİFE, 01 EYLÜL 2008, YIL: 5, SAYI: 43
MİTOLOJİDEN SANATA YANSIMALAR:1
BUYRUN
DİONYSOS’UN DÜĞÜNÜNE
DAVETLİSİNİZ

Yazı ve fotoğraflar: Nizami ÇUBUK
ncubuk@egelife.com ncubuk@egelife.com
www.nizamicubuk.com

“Harman yel ile
Düğün el ile olur…”

“Şarakman Zamanı” yani şıra akıtma zamanı geldiğinde yaz yorgunu günler bitmek üzeredir. Ve o günler; bağda, bahçede olgunlaşan ürünlerin toplanıp, işlenerek kışa hazırlık olsun diye kilerlerde saklanmaya başlandığı günlerdir.
Evet, bu yıl da tarhanalar karıldı, bulgurlar kaynatıldı… Dizi dizi biber askıları kurutulmak üzere çoktan duvarlara asıldı bile...
Bir yandan da sıra turşu ve salçaya gelmek üzere…
Ama bütün bunların içinde ille de üzüm suyunu çıkarmak ve ondan pekmez ya da şarap yapmak çok özel, törensel bir iş olarak çıkar karşımıza. Ve bu işlerin zamanını yalnızca onun adıyla anarız: “Şarakman Zamanı” diye…

Fransız şair Paul Eluard’ın dediği gibi
“İnsanlarda en güzel kanun,
Üzümü şarap yapmalarıdır…”

Ve hala “Şarakman Zamanında” Denizli’nin Bekilli ile Güney ilçelerinde üzüm ya da şarap festivallerinin yapılıyor olması çok anlamlıdır.
İşte bu durumu daha iyi anlayabilmek için yeniden zaman içinde yolculuk yapmanın tam zamanıdır.
Mitolojide Şarap Tanrısı olarak bilinen Dionysos’un bebekken üvey annesinin hışmından korunması için babası Baş Tanrı Zeus tarafından Aydın’na Sultanhisar dağlarına gönderildiğini ve orada dağ perileri tarafından büyütüldüğünü biliyoruz.
Bu ele avuca sığmayan çocuğun ilk tanıştığı ve en çok uğraştığı şeyin yabani hayvanlarla oynaşmak, birde yabani asmaların salkımlarını sıkarak suyunu içmek olduğunu da biliyoruz. Dionysos’un asmayı ve üzümleri tanıdığı ve çoğaltmayı öğrendiği yer Aydın Dağlarıdır, Bozdağlardır… Ama iyi cins asmayı yetiştirmeyi ve şarap yapmayı öğrendiği ve öğrettiği yer ise Çökelez Dağı’nın kuzey ve doğu yönünde yer alan, Menderesin iki yakasındaki topraklardır. Bu olay o kadar çok önemseniyor ki antik çağlarda bu topraklarda bugünkü Ortaköy kasabasında kurulmuş bir kent, Şarap Tanrısının adıyla Dionysopolis diye anılıyordu…
Dionysos yalnızca şarabın tanrısı değildi elbet... O aynı zamanda tiyatronun, şenliklerin ve coşkun eğlencelerin de tanrısıdır.
Kırsal kesimlerde en eğlenceli düğünler “Şarakman Zamanından” sonra başlar. Çünkü yaz işleri bitmiş ve insanların eğlenmeye dinlenmeye daha çok zaman ayrılabilecekleri zaman gelmiş olurdu. Ve tabiî ki Dionysos Alayı denilen şenlikli yol arkadaşları ancak bu dönemlerde size katılabilirlerdi.
İşte bu yüzden eskiden yaşlılar gençlere iyilik dileklerini sunarken “Ömrün uzun, düğününün güzün olsun” derlerdi.
Aslında lafı evirip çevirip Dionysos’un düğününü anlatan sanat eserlerine getirmeye çalışıyorum. Şenliklerin tanrısının kendi düğününü anlatan kabartmalar, vazo resimleri ve tabloları anlatmak istiyorum.
Eğlencenin ve Şarabın Tanrısı Dionysos’un mitolojik öykülerle süslenmiş yaşamında sevgilisi Ariadne’ye olan aşkı ve düğünleri de oldukça ilginçtir. Usta sanatçıları esinleyen bu olaylar onlar tarafından yüzyıllardan beri bazen mozaik, bazen heykel, bazen de tablo olarak betimlenerek, unutulmadan günümüze kadar gelmeleri sağlanmıştır.
Haydi, Dionysos’un düğününe davetlisiniz, katılın bize…
Çünkü eski zamanlarda bilge insanlarının dediği gibi “Harman yel ile düğün el ile olur…”
Dionysos’un yaşadığı onca serüven içinde en heyecanlı olanı, sevgilisi Ariadne ile karşılaşma sahnesi sayılır… Bu karşılaşma, daha sonra coşkulu ve unutulmaz bir düğüne dönüşecektir…
Dionysos uzunca bir deniz yolculuğundan sonra, Naksos Adası’nda karaya çıktığında; kıyıda kumsala uzanıp uyuya kalmış, güzeller güzeli bir kızı görür ve ona âşık olur. Dionysos, güzel Ariadne’nin başına çiçeklerden yaptığı bir tacı takarak, onunla evlenmek ister. Bu güzel haberi duyan yol arkadaşları “Dionysos Alayının” üyeleri; Bakkhalar (cilveli rakkaseler), keçi ayaklı adamlar yani Panlar, Silenoslar (şişman karınlı ayyaşlar) ve keçi kulaklı Satyrler ellerindeki çıngıraklı asaları sallayarak eğlenceye katılırlar… Ve hep bir ağızdan; “Evohe… Evohe…! Hadi oğlum cesaret… Diye bağırırlar…
Hierapolis (Pamukkale) Tiyatrosu’nda, Dionysos’un kendi düğününde “Dionysos Alayının” da katıldığı eğlenceli sahneyi anlatan çok güzel bir kabartma kuşağı vardır.
Milattan Sonra üçüncü yüzyılda adını bilmediğimiz usta bir sanatçının imgesinde Dionysos ‘un düğünü nasıl canlanmış birlikte izleyelim
Dionysos kabartma kuşağında; mitolojik öyküde anlatılan kutsal evlilik ve buluşma sahnesi betimlenmiştir. Sağ başta Dionysos, sol başta ise Ariadne yer alır. Arada ise “Dionysos Alayının” coşkulu şenliği betimlenmiştir.
Kentaurların (at adamların) çektiği arabasına elinde asası ile uzanmış olan Dionysos’un arkasında; bir Bakkha, önünde ise boynuzdan borusunu üfleyerek şenliği duyuran bir Satyr yer almaktadır. Kabartmaların yıpranmasından dolayı figürlerin belirgin olmamasına karşın, Dionysos’un başında asma yapraklarından bir çelenk olduğu anlaşılmaktadır. Arabayı çeken Kentaurlar’dan biri kaval çalarken diğeri de tef çalmaktadır. Onların önünde, panterin üstüne binmiş panfülüt çalan Eros (aşk meleği), bu şenliğin özünde yatan cinsel arzuyu simgelemektedir. Kollarını kaldırarak oynamaya hazırlanan Bakkha’nın hareketlerinin kıvraklığı giysilerinin uçuşmasından bellidir. Devam eden bölümdeki ilk figür; sallanan sarhoş bir Silenos olmalıdır. Başının üstünde ziyafet sofrası içinde yiyecekler taşıyan kadın figürü ile kendinden geçercesine tef çalıp oynayan Bakkha’nın arasında arı ve aslan figürleri yer almaktadır. Bu, olayın coşkusunu ve kırlarda geçtiğini göstermek için yapılmış olmalıdır. Oynayan Bakkha’nın arkasında, eğlencede yerini almış olan yabanıl arzuların simgesi Pan (keçi ayaklı adam) görülmektedir. Ellerinde tef ve çelenkli asalarla oynayan iki figürün bulunduğu sahne kırık olduğu için yarımdır. Sonraki bölümde, kırık olduğu için yarısı görülen Bakkha, tef çalan Silenos ve yüzünü Ariadne’nin arabasına doğru çevirmiş Pan’dan oluşan sahne de oldukça tahrip olmuş aşınmış bir durumdadır. Dionysos’un karşısından ona doğru gelmekte olan Ariadne sahnesinde benekli panterlerin çektiği arabanın üzerinde olasılıkla Ariadne figürü (bu figürün olduğu yer kırıktır) yer almış olmalıdır. Panterlerin önünde tef çalan Bakkha ve oynayan Silenos figürleri yer almaktadır. Hareketli ve uçuşan giysileriyle, Ariadne’ye eşlik etmenin coşkusunu yaşayan Bakkha ona doğru bakmaktadır. Ariadne’nin arkasındaki kadın figürü şenliğin başladığını kaval çalarak haber veren bir Bakkha’dır. Bu figür, Dionysos’un arkasında yer alan Bakkha ile denge ve simetri oluşturmaktadır.
16.yy da Rönesans’ın usta sanatçılarından İtalyan ressam Tiziano (Titian) aynı konuyu tablosunda başka bir imgesel coşkuyla anlatmıştır.
Mitolojide tanrıların düğünleri; aslında yeryüzündeki ölümlü insanların kendi yaşamlarının, eğlencelerinin ve sevgilerinin törensel bir anlatımı veya dışavurumu olmalıdır…
Dionysos’un düğününde oynayan kadınlar “Cemilem’in Gezdiği Dağlar Meşeli”yi oynarken, erkeklerde “Efe gibi…” diyerek, Ege Zeybeklerini oynamaktalar… Durmayın haydi sizde kaldırın kollarınızı, katılın şenliğe… “Evohe… Evohe…” Diyerek…
Dionysos bunu gerçekten fazlasıyla hak ediyor.
Çünkü onun sunduğu şarap, Olympos’ta Tanrıların ölümsüzlük içkisi Nektar’a inat, yeryüzündeki ölümlü insanlara sunduğu bir “Abu hayattır”.
Uygarlıktır, kültürdür…
Tanrısı olan tek içecektir, …
Ve şarap, Ömer Hayyam gibi koca bir ozanı olan tek içkidir.
Üzüm asmalarının kökeni neresidir, üzüm türleri nereden gelir nereye giderler tamı tamına bilinmese de şarabın öyküsü Anadolu’dan başlar. Artık bundan sonra böyle biline...