Bir Tutam Nergis Uzatıyorum Size


EGELİFE, 01 ŞUBAT 2008, YIL: 5, SAYI: 49
BİR TUTAM NERGİS UZATIYORUM SİZE!..
Işıltılı güz güneşi, ortalığı ısıtmaya görsün; hemencecik patlatıverir toprağı, duvar diplerinde, kuytu köşelerde yalnız yaşayan nergisler...
Uzayıp katmer katmer çiçek açınca, boyunlarını büküp kendi alımlı çalımlı güzelliklerine bakmaya başlarlar, hiç durmaksızın…
Hala, ılık kış güneşi içimizi ısıtmaya devam ediyor. İşte bu yüzden ortalığı nergis ve sümbül kokusu sardı. Buram buram kokuyorlar.
Her gördüğüm yerden sevgili eşim Nigar’a bir tutam nergis alırım. O da alıp vazoya ıslarken:
“Boynu bükük çiçeklerim,” diye okşar sever.
Derin bir nefesle o enfes kokuyu koklar ve yutarcasına içine çeker.
Boynu bükük nergisler…
Sahi, niye boynu bükük durur nergisler?
Hadi gelin birlikte çıkalım o gizemli düşler yolculuğuna! Eski zamanların mitolojik öykülerinde nergis çiçeğinin başına gelenleri öğrenmeye…
Tanrılar tanrısı Zeus’un çapkınlıklarını ve dillere destan öykülerini bilmeyen yoktur içimizde. Özellikle kıskanç karısı Hera, bu özelliğinden dolayı onu sürekli gözetim altında tutar ve Zeus’la birlikte olan tüm kadınları, ister ölümlü insan, ister tanrıça olsun fark etmez, cezalandırmak için her yolu dener ve kafasına koyduğunu er ya da geç mutlaka yapardı…
Zeus da kurnazlıkta ondan geri kalmaz, çapkınlıklarını Hera’dan gizlemek ve beraber olduğu kadınları onun gazabından korumak için elinden gelen tüm önlemleri alırdı.
İşte Zeus, yine bir çapkınlığı sırasında, Hera’ya yakalanmamak için güzeller güzeli bir su perisi olan Echo’yu kendisine gözcülük etmek üzere görevlendirmiştir. Kurnaz Hera bunu duyar da durur mu? Olayın geçtiği yere doğru olanca hışmıyla yola çıkar. Ta uzaklardan Hera’nın yaklaştığını fark eden Echo, Zeus’u korumak ve bir an önce saklanmasını sağlamak için Hera’nın dikkatini başka yönlere çekmeye çalışır. Ama nafile, Hera bu hileyi anlar ve Echo’yu sonsuza kadar lanetler. Onun laneti; artık hiçbir zaman, ilk defa söze başlayamayacak olmasıdır. Dahası, bundan böyle duyduğu cümlelerin yalnızca son bölümlerini tekrar edip duracaktır.
O günden sonra, karşısındakiler ne söylerse söylesin, duyduklarının sadece sonunu tekrar eden ve asla kendi cümlelerini kuramayan Echo (Eko: Yankı), kimsenin istemediği, sevmediği bir su perisi haline gelmiştir. Artık kimse onun yanında olmak ve onunla konuşmak istemez. Buna dayanamayan Echo, çareyi insanlardan kaçmakta bulur ve kendini dağlara vurur.
Öte yandan kahramanımız yakışıklı Narkissos (Nergis), ırmak tanrısı Cephissus ile peri Liriope’nin oğludur ve doğduğunda kâhinler tarafından: “Bu dünyalar güzeli çocuk ancak kendisini görmezse uzun yaşayabilir…” diye söylenmiştir. Kehanetten çok etkilenen anne ve baba, oğullarının uzun ömürlü olmasını sağlamak için onu yalnız başına dağlara gönderirler. Narkissos artık orada sakin ve özgür bir hayat yaşayacaktır. Ta ki Echo’yla karşılaşıncaya kadar…
Bir gün Echo, ormanda dolaşırken bu güzeller güzeli delikanlıyı görür ve ona hemencecik gönlünü kaptırıverir. Hiçbir şeyin farkında olmayan Narkissos, ormanın derinliklerinde gezinirken, Echo da onu gözden kaçırmamak için gizlice ve dikkatlice uzaktan takip eder. Onunla konuşabilmek için yanıp tutuşmaktadır ama Hera’nın verdiği ceza buna engel oluşturmaktadır. Bu nedenle, Narkissos’un yanına yaklaşmaktan, onu da diğer insanlar gibi kendinden uzaklaştırmaktan çok korkmaktadır. Ama korkunun ecele hiçbir faydası yoktur…
Gördüğünüz gibi kederli kahramanımız Narkissos (nergis) yakışıklı bir delikanlıdır ve alışıla gelen bilgilerimizde olduğu gibi nergis bir bayan adı değil, gerçekte bir erkek adıdır…
Yine bir gün, Narkissos takip edildiğinin farkına varır ve seslenir:
- Hey Merhaba!
- Merhaba! Diye tekrarlar, onun sözlerini Echo (Yankı)
- Kim var orada? Diye sorar Narkissos.
- Orada! Diyebilir yalnızca ve umutsuzca lanetli Echo,
- Her kimsen gel buraya, yanıma gel… Diye seslenir Narkissos.
- Gel!... Diye tekrarlayabilir, yalnızca bu sözcük dökülür dudaklarından zavallı Echo’nun…
Narkissos, bu duruma çok sinirlenir, kendisiyle alay edildiğini sanır ve oradan hızla uzaklaşır. Buna tarif edilemeyecek kadar çok üzülen Echo kırgın, küskün ve umutsuz bir halde dağlardaki mağaralara sığınır. Amansız aşkıyla yanıp tutuşan, hasta olup yataklara düşen Echo, sonunda içinden şu sözleri geçirir:
“Dilerim sen de benim gibi seversin ve sevdiğine kavuşamazsın…”
Echo’nun üzüntüsü günlerce sürer… Bu aşk onu eritir, bitirir ve sonunda bir kayaya dönüştürür. Echo’dan geriye artık sadece bu kaya ve sonsuza dek söylenenlerin sonunu tekrar etmeye devam edecek sesi, seslerin yankıları, ekoları kalır. O günden sonra ne zaman birileri kayalara doğru seslense, kayalar o sesleri yankılandırarak (ekolandırarak) koylarda koyaklarda tekrarlayıp duracaktır...
Narkissos’un, Echo’ya çektirdiği acıyı gören, tanrısal adaletin ve intikamın tanrıçası Nemesis, bunu Narkissos’un yanına bırakmamaya karar vermiştir. Ona gereken cezayı vermek için sabırla bekler… Ve sonunda o gün gelir çatar. “Başkalarını sevmeyen, o zaman yalnızca kendini sevsin!” deyip kestirip atar, Nemesis…
Narkissos, günlerden bir gün kızgın güneşin altında ormanda avlanırken dili damağı kuruyarak susamıştır. Hemen yakınında bir su kaynağını fark eder. Çok susadığından hemen kaynağa doğru eğilip kana kana su içmek ister. Ancak, eğilir eğilmez durgun suyun ayna gibi parlayan yüzeyinde kendi yansımasını görür. O an… Evet işte o an sudaki yansımada gördüğü delikanlıya aşık oluverir. Artık Narkissos kendine aşık olmuştur. Echo’nun dilenciyle tanrıça Nemesis’in lanetine uğramıştır. Günlerce ne yiyebilir, ne de içebilir. Bütün zamanını sadece bu kaynağın başında, boynunu bükerek suya yansıyan yüzüne bakabilmek için geçirir. O da Echo gibi günden güne erir. Kendini seyrede seyrede, duygularını kaybeder, ömrünü tüketir… Ve sonunda bir gün oracıkta, o kaynağın kıyısında hayata gözlerini yumarak ölür.
Narkissos öldüğünde çiçekler, kuşlar ve börtü böcek ağlamaya başlar. Bir de bakarlar ki su da ağlıyor. Sorarlar suya:
- Sen neden ağlıyorsun? Diye…
Suyun cevabı kısadır:
- Narkissos, bana bakarken, ben de onun güzel gözlerinden kendimi izlerdim. Diyerek ağlamaya devam eder…
Ve… Yakışıklı Narkissos’un cansız bedeni, etrafına mis gibi kokular yayan, sevimli nergis çiçeğine dönüşür.
Nergis çiçeği o günden beri hep boynu bükük durur kaya diplerinde. Belki kederli yazgısındandır, belki de hala sudaki yansımasını görmek istemesindendir, kim bilir?...
Psikolojideki “narsizm” bu öyküden adını almıştır. İnsanın kendinden başkasını sevmemesi, kendi kendine aşık olması halidir. Biz bazen karıştırırız bildiklerimizi; nar suyu reklâmında nar suyu içenlere “o bir narsist” diyerek komik duruma düşeriz. 0ysa, nar suyu içmekle narsist olunmuyor.
Hadi siz de bir tutam çiçek verin sevdiklerinize…
İşte benden bir tutam nergis size…
Bir tutam nergis de Ege Life çalışanlarına
5. yılımız kutlu olsun diye!...