Persefone


EGE LİFE, 15 OCAK 2005, YIL: 2, SAYI: 1
Kocası (Hades’in) karısı…

Ama…

İlle de

Anası (Demeter’in) kızı:

P E R S E P H O N E



Kırlarda ceylanlar gibi sekerek dolaşan Persephone, arkadaşlarıyla çiçek toplarken gördüğü nergisleri koparmak için, nazik parmakları ile çiçeklere doğru uzanır… Daha dokunur dokunmaz birden bire toprak yarılır… Ve yeraltı tanrısı Hades’in siyah arabası oradan, o korkunç yarıktan çıkıverir… Persephone’yi belinden yakaladığı gibi arabasına alır ve yer altına, cehennem ülkesine götürür…

Persephone öyle ağlar, öyle ağlar ki; dağların koyaklarında, denizlerin derinliklerinde yankılanan sesini, önce annesi duyar… Demeter bir kuş gibi denizleri, karaları aşar ama kızının izini bir türlü bulamaz. Kimseler de bir şey bilmemektedir, “ne tanrılar, ne insanlar, ne de kuşlar…” Dokuz gün dokuz gece dur durak bilmeksizin dolaşır, anası Demeter… ağzına ne ambrosia (tanrıların yiyeceği) koyar, ne de nektar (tanrıların içeceği) ... Sonunda Güneşin yanına giderek, ondan gerçeği öğrenir: Persephone yeraltında, ölü gölgeler ülkesinde yaşamaktadır… Tanrıça Demeter çok üzülür, kızını yitirdiğine kahrolur …

Demeter, doğaya sunduğu bütün armağanlarını topraktan çekip alır. Yeşil çayırlarla ve bin bir çiçekle bezenmiş toprak birden buzlarla kaplanır, donmuş bir bozkıra döner… Sonunda Zeus, duruma el koyması gerektiğini düşünerek, sözü geçen bütün tanrıları Demeter’e gönderir. Ona, öfkesini bir yana bırakmasını söylesinler diye... Ama O hiç aldırmaz bile… Demeter kararlıdır; kızını görünceye kadar, toprak insanlara hiçbir şey vermeyecektir. Bunun üzerine Zeus, haberci tanrı Hermes’i yer altına göndererek; Persephone’nin, anası Demeter’e geri verilmesi gerektiğinin, söylenmesini ister. Hermes ölüler ülkesine vardığında, Persephone ile Hades’i yan yana otururken bulur. Onlara, olanları ve söylenenleri bir bir anlatır… Pesephone, Hermes’in sözlerini duyar duymaz, sevinç içinde, hemen anasının yanına dönmek ister.

Hades üzgündür ama, Zeus’un buyruğunu da yerine getirmesi gerektiğini bilmektedir. Sonuçta, Persephone yeryüzüne dönerken, Hades boynu bükük ona, kendisini asla unutmamasını söyler ve yer altına yanına, yeniden dönmesini sağlamak için büyülü bir nar tanesi yedirir…

Artık bundan böyle, Demeter ile Hades arasında paylaşılamayan Persephone’nin yaşamı, Olymposlu Tanrıların hakemliğinde yeniden düzenlenmiştir. Buna göre; Persephone yılın üçte birinde karanlıklar ülkesinde Hades’in yanında olacak, üçte ikisinde de anası Demeter’in yanında kalacaktır.

O günden bugüne mevsimlerin döngüsü sürer gider…Güzeller güzeli Persephone, yer altına Hades’in yanına indiği zaman, kederli ana Demeter, doğanının rengini soldurur, kışı getirir… özlemle beklediği kızına kavuştuğu zaman ise doğa uyanır, ağaçlar meyveye durur, tohum toprakta sarı başaklı buğdaya döner… her yerde bolluk ve bereket olur; yaz gelir...

Bu mitolojik öykü Hierapolis Tiyatro kabartmalarında bütün coşkusuyla ve farklı bir ikonografik anlatımla betimlenmektedir. Figürlerin yerleştirilmesine ve kompozisyonlarına özel anlamlar yüklenerek sunulmuştur…

Birinci bölümde; dağlara yaslanmış, elinde bitki dalı tutan kadın figürü, sakin duruşuyla fırtına öncesi sessizliği anlatmaktadır. Bu figür, kötü yazgının tanrıçası Tykhe (kader tanrıçası) olmalıdır. Dağın betimlenmesinde görülen üç kademeli teras; Hierapolis traverten teraslarının simgesel bir anlatımı olarak düşünülmelidir. Hierapolis’de bulunan Plutonium deliği, Hades’in Persephone’yi yer altına kaçırdığı yarık olarak bilindiğinden, buraya antik dönemlerde Hades (Pluton) Tapınağı yapılmıştır. Bu yüzden olayın geçtiği yerin betimlenmesinde Hierapolis’in, yani onun simgesi traverten teraslarının kullanılmış olması akla yatkın gelmektedir.

İkinci figürde ise acı haberi alan Demeter’in, kanatlı ejderhaların çektiği arabayla, rüzgar gibi uçarak, kızının peşinden gitmesi anlatılmaktadır. Demeter’in saçlarının ve giysilerinin uçuşması olaydaki heyecanı ve panik duygusunu artırmak için yapılmıştır.

İkinci bölümün başında yer alan Aphrodite ve Athena figürleri hem kaçırma olayının tanıklığını, hem de Olymposlu Tanrıların arabuluculuğunu ve hakemliğini anlatmaktadır. Belkide Aphrodite, Hades’in Persephone’ye duyduğu aşkı ve sevgiyi; Athena da, Demeter ile Hades’in uzlaştırılmasındaki doğru kararı, aklı simgelemektedir. Çünkü, Aphrodite güzellik ve aşk tanrıçasıdır. Athena da babası Zeus’un alnından doğduğu için akıl tanrıçasıdır…

En sonda yer alan kompozisyon sanatsal değeri en yüksek kabartma grubunu oluşturmaktadır. Hades, dört nala giden ve dört atın çektiği arabasının üstünde Persephone’yi kucaklayıp kaçırmaktadır. Atların dizginlerini ise Eros tutmaktadır. Eros, bu olayın özünde yatan cinsel arzuyu simgelemektedir. Atların önünde kız kaçırmada yol göstericilik yapan figür haberci tanrı Hermes’tir. Kaçırılma sırasında saçları savrularak çırpınan Persephone figürü; atların şahlanarak koşmaya başlamaları ve öndeki Hermes’in koşarcasına gitmesi… hepside, sahnenin hareketliliğini ve heyecanını artırmak için yapılmışlardır. Dört atın dizilişindeki derinlik duygusu özenle vurgulanmıştır. Atların ayaklarındaki tek düzelikten kaçınmak için başlarının hareketleri farklı yönlere doğru gösterilmiştir. Tiyatro kabartmaları açısından, yüksek kabartma tekniğinin en güzel uygulandığı bölüm, bu sahnedir.

“Kocasının karısı” olmakla “anasının kızı” olmak arasındaki o müthiş denge yada uzlaşma…

Duygusallıkla akılcılık…

Persephone kabartmalarında mermerin sert ve soğuk dokusu, Hierapolis’li ustaların yüreklerindeki sanat büyüsüyle yoğrularak yumuşacık duygusal bir öyküye dönüşüyor…