Niobe


EGE LİFE, 15 MAYIS 2005, YIL: 2, SAYI: 17
KAYALAR DİLE GELSE

NİOBE’NİN DİNMEYEN AĞITLARINI DUYARIZ

ESEN YELDE… HER YERDE!


Anadolu insanı, başkalarını küçümseyerek övünenleri hiç sevmez… Hele hele karşısında övündüğünüz bir tanrıçaysa, işiniz çok daha zordur. Kara bahtlı Niobe işte böyle bir durumda, hatasının kurbanı olmuş “zavallı bir ölümlüdür”…

Lidya Kralı Tantalos’un güzel kızı Niobe, Thebai Kralı Amphion’la evlenerek, ondan tamı tamına on iki çocuk doğurmuştur. Kral karısı olmakla ve çok çocuk doğurmakla övünerek tanrılarla yarışmaya kalkan zavallı Niobe, acı sonunu da kendi kendine hazırlamıştır.

Niobe, günlerden bir gün Thebai halkına:

“Zeus’un karısı olacak Tanrıça Leto benim yanımda nedir ki, yalnızca, topu topu iki çocuk doğurmuştur: Apollon ile Artemis. Oysa ben, ondan daha çok çocuk doğurdum... Üstelik ben kraliçeyim, o ise Delos’a sığınıncaya kadar, yersiz yurtsuz gezginin biriydi. Artık Leto’ya değil, bana tapınacaksınız” diye haykırır…

Tanrıça Leto, Niobe’nin bu uluorta böbürlenmesine üzülerek, kahrolur… Niobe’nin bu şımarıkça sözleri ve Leto’nun hıçkırıkları, tanrıların dağı Olympos’tan bile duyulur… Ve çok geçmeden Leto’nun çocukları; okçu Apollon ile avcı Artemis annelerinin yanına gelerek, Niobe’nin çocuklarını, annelerinin gözü önünde birer birer öldürürler… Niobe’nin erkek çocuklarını Apollon, kız çocuklarını da Artemis, tek tek oklarıyla vurarak; cansız bedenlerini yerlere sererler…Böylece, anneleri Leto’nun intikamını almış olurlar…

Niobe, çocuklarının ölmüş bedenlerinin yanına çökerek, ağlamaya ve ağıtlar yakmaya başlar… Gözlerinden oluk gibi yaşlar akar… Ve ağlamaktan yüreği taş kesilir sanki…

Sonunda, Olympos Dağındaki Tanrılar, bu acıya dayanamayıp, Niobe’yi gece gündüz, ağlayan bir kayaya çevirirler.

Manisa’dan Sipylos Dağın’a çıkarken yol kenarında gördüğünüz “Ağlayan Kaya Anıtı” yani kayalaşmış Niobe, taşlaşmış yüreğinin acısını dindiremediği için, hala usul usul göz yaşları dökmektedir, gece ve gündüz…

Anadolu’nun ünlü ozanı İzmirli Homeros, bakın nasıl anlatıyor dizelerinde, bu yürekleri burkan öyküyü:

…“Güzel saçlı Niobe’nin de yemek geldi aklına,

oysa on iki çocuğu ölmüştü sarayında,

altı kızı ve yetişkin altı oğlu.

Apollon öfkelenmişti Niobe’ye,

Öldürmüştü oğullarını gümüş yayıyla,

Kızlarını da okçu Artemis öldürmüştü,

Niobe, güzel yanaklı Leto ile bir tutuyordu kendini,

Diyordu: Leto iki çocuk doğurdu,bense bir düzine.

İki kişi, Apollon’la Artemis, öldürdü hepsini.

Ölüler yatıp kaldılar kanlar içinde,

Kimsecikler yoktu onları gömecek,

Herkesi taşa çevirmişti Kronos oğlu (Zeus).

Göklü tanrılar gömdü ölüleri onuncu günü,

İşte o gün yemek geldi Niobe’nin aklına,

Göz yaşı dökmekten yorgun düşmüştü.

Bugün Sipylos kayalarında, ıssız doruklarında,

Akheloos ırmağı kıyısında oynaşan su perilerinin

Yatakları var derler ya, işte oralarda,

Tanrı buyruğuyla taş olmuştur Niobe,

Yüreğine sindirir durur acılarını.”(HOMEROS, İlyada, çev: A. Erhat-A. Kadir, 1975, s. 578)
Pamukkale (Hierapolis) Tiyatrosu kabartmalarında, Artemis bölümünde, bu öyküyü anlatan çok güzel bir kabartma kuşağı yer almaktadır. burada mitolojik öykünün etkisini anlatmak için üstün bir heykeltıraşlık işçiliği uygulanmıştır. Bir yandan, Apollon ile Artemis’in öfkelerini; diğer yandan ise Niobe’nin ve çocuklarının çektiği acıları hissedersiniz, yüreğinizin derinliklerinde…

Nizami ÇUBUK