Esin Perileri Musalar


ŞEHİR IŞIKLARI DERGİSİ, SAYI: 3, ARALIK 2004


SANATIN VE EĞLENCENİN ESİN PERİLERİ MUSALAR


Antik Çağlarda tanrılar, krallar ve doğallıkla insanlar eğlenceyi eğlenmeyi yaşamlarının vazgeçilmez bir parçası olarak görmüşlerdir.

Gösterilerin, eğlencelerin, şiirin ve müziğin… yani sanatın iki tanrısı vardır: Apollon ve Dionysos...

Apollon esin perileri Musalarla, sanatın daha çok Olymposlu tanrılara özgü “aristokrat” bir uğraş olduğunu göstermeye çalışır; Dionysos ise erguvan renkli şarabın tadını bilen tüm yeryüzü insanlarına özgü bir güzellik olduğunu sunmaya çalışır …

Ancak hiç birinin gösterilerinde ve eğlencelerinde “pop star yarışmalarına” benzeyen “kıdıkla beni güleyim” türü suluklara asla yer verilmezdi; Çünkü, o dönemlerin insanları da bunları izlemezlerdi zaten … Onlara göre eğlencelerde, gösterilerde bilgelikle ve ustalıkla yoğrulmuş tanrısal yetenekler olarak çıkardı ortaya…

İnanmayan beri gelsin… Hierapolis (Pamukkale) Tiyatro kabartmaları dediklerimizin tanığıdır… “Apollon ve Musalar” kabartma kuşağında anlatılanlar, bu anlamda oldukça ilginçtir:

Apollon, Olympos dağında, dağın parlak tepesinde kitharasını çalarak, Musaların korosunu, danslarını yönetmektedir. Musalar yani sanatın esin perileri de Apollon’un kitharasının eşliğinde şarkı söyleyip, dans ederek Olymposlu Tanrıları eğlendirmektedirler… Bu sevimli kızlar yani sanatın esin perileri Musalar, her biri ayrı yeteneğe sahip dokuz kardeştiler…

Hierapolis Tiyatrosunda, Musaların işlendiği kabarma kuşağında sanatın dokuz esin perisinin yanı sıra, şiirlerine olan hayranlığın ifadesi olarak, şair Sappho’da Musalardan sayılmıştır.

Sahnenin birinci bölümünde Polymnia, tanrıların büyüklüğünü anlatan en eski en güzel dinsel şiir ve kasideleri temsil etmektedir. İkinci bölümde Klio, elinde tuttuğu papirüs tomarıyla tarihi; yanında duran Euterpe iki flütle lirik şiiri simgelemektedir. Üçüncü bölümde bulunan kabarmalarda en başta, elinde çoban değneği ile komedyayı ve çoban şiirini esinleyen Thalia, ortada elinde Herakles sopası ve mask tutan tragedyanın Musa’sı Melpomene, kenarda ise dansın ve koroların esin perisi Terpsikhore elinde liriyle çalıp oynamaktadır. dördüncü bölümde ilk figür Erato’dur. Elinde ketrasıyla cinsel arzuyu ve aşk şiirlerini esinlemektedir. Yanında duran Kalliope güzel konuşmanın ve epik şiirin temsilcisidir. Beşinci bölümde elinde yer küreyi tutan Urania, gökbiliminin esin perisi olarak, Sappho’ya bakmaktadır. Burada ilk defa onuncu Musa olarak Sappho da betimlenmiştir. Sappho kendi şiirlerini, sanatını göstermek istercesine, elinde papiruslardan oluşan rulolar tutmaktadır.


“… İşte böyle seslenir Olympos’lu Musalar

Dokuz tanrısal kızı ulu Zeus’un

… Baldan tatlı olur her söyledikleri,

… İşte budur Musaların insanlara verdiği,

Musalardan ve okçu Apollon’dan gelir

Yeryüzündeki ozanlar ve çalgıcılar

Nasıl Zeus’tan gelirse krallar.

Ne mutlu Musaların sevdiği insana

Bal akar onun dudakları arasından.

Bir insanın dertsiz başına dert mi düştü,

Üzüntüden kanı mı kurudu yüreğinde,

Musaların sevgilisi bir ozan

Anlatınca eski insanların destanlarını,

Övünce Olympos’un mutlu tanrılarını

Unutuverir hemen dertlerini,

… Selam size, Zeus’un kızları,

Verin bana o büyülü sesinizi,

Kutlayın benim dilimden ölümsüzler soyunu”…

Görüldüğü gibi Antik Çağların sanatında eğlencesinde yalnızca insanları yücelten insanca değerler vardır…

Tarihsel mirastan tat almasını bilen sevgili dostlara…