Mitolojide Savaş


MİTOLOJİDE SAVAŞ

Nizami ÇUBUK

“Bedreddin yiğitleri şehzade ordusunun karşısına

Çıktılar.

Dikişsiz ak libaslı

Baş açık

Yalınayak ve yalın kılıçtılar.

Mübalağa cenk olundu.

…On binler verdi sekiz binini…

Yenildiler

Yenenler, yenilenlerin

Dikişsiz, ak gömleğinde sildiler

Kılıçlarının kanını…”


Nazım HİKMET



İnsanoğlu binlerce yıldan bu yana macera dolu bir yaşam sürdürürken; doğayla, vahşi yaşamla ve kendi hem cinsleriyle savaştı durdu…

Aldıklarıyla, bulduklarıyla ve de kazandıklarıyla asla yetinmedi. Hep daha çoğuna sahip olmanın yollarını aradı…

Savaşlar… Savaşlar… Ve savaşlar…

Egemen olma içgüdüsü… Bitip tükenmez güç gösterileri… Ayrılıklar ve ölümler… Sonu gelmeyen seferler ve dönülmez göç yolculukları…

Gerçekte kazanılmış savaşlar, zaferler zaten kahramanlık türküleriyle dilden dile sürdü gitti… Ütopik savaşlar, kazanılmamış zaferler ise bazen efsanelerle yoğrularak anlatıldı, bazen de sanal kahramanlarla sürdürülerek teselli bulundu.

Belki de en çok savaşa dair olaylar, beklentiler ve umutlar mitolojik öykülerin konusunu oluşturdu.

Antik Dönemlerde toplumsal bilinçaltımızdaki cinsiyet ayrımcılığının efsanevi savaşı Amazonlarla yürütüldü. Mitolojide Amazonlar, efsanevi kahramanlara denk sayılan gözü pek savaşçı kadınlar olarak anlatılırlar. Amazonlar, Savaş Tanrısı Ares ile su perisi Harmonia’nın kızlarıdırlar… Erkek duruşlu olmaları, savaşçı olma özelliklerinden gelmektedir. Amazonlar, erkeksiz bir toplumda kraliçeleri tarafından yönetilirlerdi. Erkekler ancak köle ya da uşak olarak, hizmet etmek üzere yanlarında bulunabilirlerdi. Komşuları olan Gargarosların erkekleri ile üreme amaçlı yılda bir kez birlikte olurlar, doğan erkek çocuklarını da ya sakat bırakırlar ya da öldürürlerdi. Yalnızca kız çocuklarını yanlarında büyütürlerdi.

Yağmacı Helenlerin Anadolu’ya saldırısı, Homeros’un ozan diliyle Troya Savaşı’nın öyküsüne; aşkın, güzelliğin ve kadın namusunun savaşına dönüştürülmüştür… Bu destansı savaşta bazen aşk savaşın içinde, bazen de savaşın düşmanlığı aşkın içinde eriyerek kaybolmuştur.

Egemenlere karşı gelmenin gözdağı, haddini bilmezliğin cezası, Apollon ile Marsyas’ın müzik yarışmasıyla özdeşleştirilmiştir; Marsyas, Tanrıyla yarışmanın cezasını derisinin yüzülerek öldürülmesiyle ödemiştir. Kral Midas da kulaklarının eşekkulakları olmasıyla… Aslında bu öykü, tarihsel bir olayla da özdeşleştirilmiştir. Seleukos Kralı III. Antiakhos Döneminde meydana gelen Akhaios isyanı (M.Ö. 214–213) sonucunda, Sardes’deki cezalandırılmayla ilgili, simgesel bir ilişki kurulmak istenmiştir. Buradan çıkan sonuca göre, krala karşı başkaldıran komutanın cezası en ağır şekilde verilmiştir.

Antik Dönem Ege mitolojisinde savaş tanrısı Ares, Roma Döneminde Mars olarak anılır. Ares (Mars), Zeus ile Hera'nın oğludur. Bir başka adı Enyalios'tur. Kanlı ve acımasız savaşların tanrısıdır. Tanrılar tarafından hiç sevilmez, insanlar ise Ares'ten çok korkarlar. Savaş tanrısı Ares, Yunanistan'dan çok Mars adıyla İtalya'da saygı görmüştür.

Ares, Homeros'un İlyada'sında kaba kuvvetin simgesidir. Azgın, çılgın, uğursuz olarak nitelendirilen Ares destanlarda insanların baş belası olumsuz bir varlıktır. Hera ve Zeus oğullarına yüz vermez, ondan hoşlanmazlar.

Ares, güzellik tanrıçası Aphrodite'nin sevgilisidir. Bu beraberliklerinden Phobos (bozgun), Deimos (korku) ve Harmonia (uyum) doğmuştur. Phobos ve Deimos devamlı babalarına eşlik etmiştir. Çoğu kere Enyo ve Eris de Ares'e eşlik etmiştir. Enyo; Kaynakların büyük bölümünde Ares'in kızı olarak geçen savaş tanrıçasıdır. Homeros. Enyo'yu iller yıkan bir tanrıça olarak tanımlar. Eris; Kavga tanrıçasıdır. Gece tanrıçası Nyks'in kızıdır. Üç güzeller yarışmasında çok önemli bir rol oynar. Tanrılar arasında hiç sevilmeyen ve sürekli tatsızlık çıkardığı için şölenlere davet edilmeyen Eris yine böyle bir törene, Peleus'la Thetis'in düğününe davet edilmez. Bunun üzerine, üzerinde en güzele yazılı altın bir elma gönderir. Bu olay giderek büyür ve Troya Savaşı’na yol açar.

Ares'in en büyük çekişmesi kardeşi Athena'yladır. Destanlarda Ares, körü körüne kanlı savaşların temsilcisi olarak, aklın yönettiği savaşı simgeleyen Athena'yla çatışır. Bu çekişme her zaman Athena'nın lehine sonuçlanır.

Ares'in adına pek çok efsanede rastlanır. Odysseia'da karısı Aphrodite'nin Ares'le birlikte olduğunu öğrenen Hephaistos ağdan bir tuzak hazırlayarak onları yakalar. Ares hiç bir şiddet göstermeden oradan ayrılır ve memleketi olan Trakya'ya döner. Söylenceye göre Ares'in kızları olan Amazonlar'da buradan yayılmışlardır.

Atina'da adam öldürenler ve dini suç işleyenler Aeropagos yani Ares Tepesi olarak isimlendirilen bir tepede yargılanırdı.

Mitolojideki en ünlü savaşlardan biri de Gigantlarla (devlerle) Olymposlu Tanrıların savaşıdır. Giganthomakhia olarak adlandırılan bu sahnelerde, Tanrı Uranos’un kesilen uzvundan akan kanlarından yaratılmış olan Gigantlarla (devlerle) Olymposlu Tanrılar arasında geçen kıyasıya savaş anlatılmaktadır. Burada Tanrılar, Gigantları acımasızca öldürmektedirler. Gigantlar, tanrıların nefret ettikleri devlerdir. Yüzleri korkunç, saçları sakalları uzun ve karmakarışıktır. Ayakları pullarla kaplı ejderha kuyruklarına benzemektedir.

Gigantlar, Tanrıların yaşadıkları Olympos Dağını ele geçirmek için, sürekli olarak oraya saldırmışlardır. Bu amansız savaşta, Zeus üzerlerine büyük kayalar yuvarlamış, ancak sonuç alamamıştır. Onlarla başa çıkabilmesi için bir ölümlünün yardımı gerekmiştir. Bu yardım da Herakles’ten gelmiştir ve Herakles, tanrılarla birlikte Gigantların pek çoğunu öldürmüştür. Apollon da okuyla Gigant Ephialtes’i öldürmüştür. Gigantomakhia, yani devler savaşı bir söylenceye göre Trakya’da, bir başka söylence göre de Arkadya’da geçmiştir.

Yüzyılımızın savaş mitolojisinde elbet mazlum milletlerin emperyalizme karşı gösterdikleri üstün kahramanlık öyküleri yer alacaktır. Ulusal kurtuluş savaşlarının en destansı olanı; Bizim Kurtuluş Savaşımızın türküleri dilden dile söylenecektir!...

Vahşi kapitalizmin, ABD’nin Irak’ta döktüğü binlerce insan kanından yapılmış mürekkepler yapacaktır yarının kahramanlık öykülerini…

Ha, bir de Vietnam’da yediği tokadın acısını unutmak için yaptığı gibi, Amerikan sinemaları teselli bulacağı yeni sanal kahraman imgelerini, yeni Rambolarının mitolojik ve kahramanlık öykülerini, Irak Savaşı için de düşünüp yazmaya başlasa iyi olur!…