Mitolojide Düğün


EGE LİFE, 15 NİSAN 2005, YIL: 2, SAYI: 16


BAŞKA OLUR TANRILARIN DÜĞÜNÜ


Nizami ÇUBUK


nizami@denizliagsl.k12.tr nizami@denizliagsl.k12.tr


Antik çağların mitolojilerine göre; Uludağlardan yeryüzünü yöneten tanrılar tanrısı Zeus’un düğünleri; yeryüzündeki bolluk ve bereketin başlangıcı sayılan üremeyi, çoğalmayı simgeler. Bu yüzden Zeus’un evlilik törenlerine “Kutsal Evlilik” (Hieros Gamos) adı verilir… Günümüzdeki Anadolu köy düğünlerinde damatla gelinin üzerine tohum serpilmesi de, bu geleneğin bir uzantısı olmalıdır.


Zeus güçlü bir tanrı olmasına karşın ölümlülere özgü zaafları ve tutkuları vardır. Karısı Hera'dan çok çekinmesine rağmen, kılıktan kılığa girerek, yasak aşklar yaşamaktan ve serüvenlere atılmaktan asla kaçınmamıştır. Boğa kılığına girerek gül yüzlü Europe'yi, kuğu gibi görünerek ince belli Leda’yı, kocasının kılığında görünerek evli bir kadın olan Alkmene'yi … Ve kartal biçimine girerek Troya Kralı’nın oğlu Ganymedes'i kaçırmıştır...


Anadolu’nun bereket ve ana tanrıçası Kibele’nin Likya (Akdeniz) Bölgesindeki yorumu tanrıça Leto da Zeus’un vurulduğu tanrıçaların arasındadır… karısı Hera’nın olanca kıskançlığına rağmen, baş tanrı Zeus, tanrıça Leto ile kutsal bir evlilik yapmıştır… Ve bu evliliğin sonucunda; Hera’nın kurduğu düzenler yüzünden doğum döşeğinde günlerce kıvranan Leto, ikiz kardeş olan Artemis ve Apollon‘u doğurmuştur.


Hierapolis (Pamukkale) Tiyatrosu’nun kabartmaları arasında Zeus ile Leto’nun kutsal evliliklerini anlatan çok güzel bir kabartma sahnesi vardır. Burada, Zeus tanrısal tahtında asasına yaslanarak otururken, diğer eliyle Leto’ya dokunarak, okşamakta ve onu benimsediğini göstermektedir. Tanrıça Leto da ona sevgisini ve saygısını sunmaktadır.


Hemen sonraki sahnede ise tanrıça Leto ebe tanrıçaların arasında doğum döşeğinde gösterilmektedir. Yeni doğan bebek Apollon, akarsuda yıkanarak temizlenmektedir… Bebek Apollon’un yıkanması, daha sonraki dönemlerden günümüze kadar gelen “Kırklanma” veya “Vaftiz Edilme” geleneğinin başlangıcı sayılır…




ŞARABIN VE ŞENLİKLERİN TANRISI DİONYSOS’UN DÜĞÜNÜ


Aydın Sultanhisar (Nysa) Dağları’nda büyüyen - Zeus’un oğlu - şarap tanrısı Dionysos, Ege Bölgesinden başlayarak, dünyanın dört yanına üzümü ve şarabı tanıtırken, yolculukları boyunca şenlikler düzenleyen, eğlenceli “Dionysos Alayları” oluşturur…


Dionysos’un yaşadığı onca serüven içinde en heyecanlısı, sevgilisi Ariadne ile karşılaşması sayılır… Bu karşılaşma, daha sonra coşkulu ve unutulmaz bir düğüne dönüşecektir… Dionysos uzunca bir deniz yolculuğundan sonra, Naksos Adası’nda karaya çıktığında; kıyıda kumsala uzanıp uyuya kalmış, güzeller güzeli bir kızı görür ve ona aşık olur. Dionysos, güzel Ariadne’nin başına çiçeklerden yaptığı bir tacı takarak, onunla evlenmek ister. Bu güzel haberi duyan yol arkadaşları “Dionysos Alayı’nın” üyeleri; Bakkhalar (cilveli rakkaseler), keçi ayaklı adamlar yani Panlar, Silenoslar (şişman karınlı ayyaşlar) ve keçi kulaklı Satyrler ellerindeki çıngıraklı asaları sallayarak eğlenceye katılırlar… Ve hep bir ağızdan; “Evohe… Evohe…! Hadi oğlum cesaret…! diye bağırırlar…


Hierapolis (Pamukkale) Tiyatrosu’nda, Dionysos’un kendi düğününde “Dionysos Alayı’nın” da katıldığı eğlenceli sahneyi anlatan çok güzel bir kabartma kuşağı vardır.


Dionysos kabartma kuşağında; mitolojik öyküde anlatılan bu kutsal evlilik ve buluşma sahnesi betimlenmiştir. Sağ başta Dionysos, sol başta ise Ariadne yer alır. Arada ise “Dionysos Alayı’nın” coşkulu şenliği betimlenmiştir. Kentaurların (at adamların) çektiği arabasına elinde asası ile uzanmış olan Dionysos’un arkasında; bir Bakkha önünde ise boynuzdan borusunu üfleyerek, şenliği duyuran bir Satyr yer almaktadır. Aşınmadan dolayı belirgin olmamakla birlikte, Dionysos’un başında asma yapraklarından bir çelenk olduğu anlaşılmaktadır. Arabayı çeken Kentaurlar’dan biri kaval çalarken diğeri de tef çalmaktadır. Onların önünde, panterin üstüne binmiş panfülüt çalan Eros (aşk meleği), bu şenliğin özünde yatan cinsel arzuyu simgelemektedir. Kollarını kaldırarak oynamaya hazırlanan Bakkha’nın hareketlerinin kıvraklığı giysilerinin uçuşmasından bellidir. Devam eden bölümdeki ilk figür; sallanan sarhoş bir Silenos olmalıdır. Başının üstünde ziyafet sofrası içinde yiyecekler taşıyan kadın figürü ile kendinden geçercesine tef çalıp oynayan Bakkha’nın arasında arı ve aslan figürleri yer almaktadır. Bu, olayın coşkusunu ve kırlarda geçtiğini göstermek için yapılmış olmalıdır. Oynayan Bakkha’nın arkasında, eğlencede yerini almış olan yabanıl arzuların simgesi Pan (keçi ayaklı adam) görülmektedir. Ellerinde tef ve çelenkli asalarla oynayan iki figürün bulunduğu sahne kırık olduğu için yarımdır. Sonraki bölümde, kırık olduğu için yarısı görülen Bakkha, tef çalan Silenos ve yüzünü Ariadne’nin arabasına doğru çevirmiş Pan’dan oluşan sahne de oldukça tahrip olmuş aşınmış bir durumdadır. Dionysos’un karşısından ona doğru gelmekte olan Ariadne sahnesinde benekli panterlerin çektiği arabanın üzerinde olasılıkla Ariadne figürü (bu figürün olduğu yer kırıktır) yer almış olmalıdır. Panterlerin önünde tef çalan Bakkha ve oynayan Silenos figürleri yer almaktadır. Hareketli ve uçuşan giysileriyle, Ariadne’ye eşlik etmenin coşkusunu yaşayan Bakkha ona doğru bakmaktadır. Ariadne’nin arkasındaki kadın figürü şenliğin başladığını kaval çalarak haber veren bir Bakkha’dır. Bu figür, Dionysos’un arkasında yer alan Bakkha ile denge ve simetri oluşturmaktadır.

Mitolojide tanrıların düğünleri; aslında yeryüzündeki ölümlü insanların kendi yaşamlarının, eğlencelerinin ve sevgilerinin törensel bir anlatımı veya dışavurumu olmalıdır…

Dionysos’un düğününde oynayan kadınlar “Cemilem’in Gezdiği Dağlar Meşeli”yi oynarken, erkeklerde “Efe gibi…!” diyerek, Ege Zeybeklerini oynamaktalar… Durmayın haydi sizde kaldırın kollarınızı, katılın şenliğe… “Evohe… Evohe…! Diyerek…