Medele - Sempozyum Bildirisi


ORDA BİR KÖY VAR UZAKTA
BEKİLLİ’NİN MEDELE KÖYÜNDE
YAŞAYAN TARİHSEL VE KÜLTÜREL MİRAS



Nizami ÇUBUK
www.nizamicubuk.com



Şairim,
Zifiri karanlıkta gelse şiirin hası
Ayak seslerinden tanırım.
Ne zaman bir köy türküsü duysam,
Şairliğimden utanırım.
Ah bu türküler, köy türküleri
Ne düzeni belli, ne yazanı… (Bedri Rahmi Eyüboğlu)


Medele Köyü, çocukluğumun geçtiği Denizli’nin en uzak köylerinden biridir. Uygarlıkları kucağında büyüten Menderes’in kıyısında, ona tepeden bakan ve ona hükmeden bir köy… Antik coğrafyadaki adı Motella… Zamanla değişim geçirerek Türkçeye uygun bir söylem şekline; Medele’ye dönüşmüştür. (Resim–1, 2, 3, 4, 5)

Motella, Bahadınlar Köyü Asarı’nda bulunan Apollon Lermenos Tapınağı’nın yazıtlarında adı en çok geçen yerdir. Friglerden beri, Motellalıların buraya gelerek kefaret ödeyip, günahlarından arınmaya çalıştıkları anlatılmaktadır[1].

Bir ara, Bizans kraliçesi Pulcherian’ın adının verildiği bir kent olarak, Pulcherianopolis olarak anılmıştır (M.S. 414–453)[2]. Daha sonra yine Bizanslılar Döneminde Phrygia Pakatiane’ye (Batı Frigya’ya) bağlı küçük bir yerleşim yeri olan Motella’ya piskoposluk unvanı verilerek Metallopolis (Metelloupolis / Metellopolis) denilmiştir[3].

Motella adının nereden geldiği konusunda çeşitli araştırmalar ve yorumlar yapılmıştır: Ramsay’a göre; Friglerde çok kullanılan bir kadın adı olan Motalis’den, Kilikyalı (Çukurovalı) bir erkek adı olan Motales’den ya da Hitit kralı Mutalli (Muttallu) den gelmiş olmalıdır[4].

Bilge Umar’a göre; Medele’nin eski adı Motella’da; Luwi dilinde “geçit, boğaz” anlamına gelen “ela” sözcüğü (Mot ella) açıkça görülebilmektedir. “Metha” (Mota, Meda, Mada) sözcüğü ise “Ma Tapınıcısı” anlamına gelmektedir. Buradan yola çıkarak Mad(a)-Ela, “Ma Tapınıcısı Geçidi (Boğazı)” olması gerekmektedir. Bugün Medele Köyü ile karşıdaki Dionysopolis (Ortaköy) arasındaki Menderes’in aktığı derin vadi geçit (boğaz) olarak anlatılmış olmalıdır[5].

Medele, Anadolu uygarlıklarında özellikle Friglerde yaygın olarak kullanılan Ana Tanrıça inancından kaynaklanan bir adlandırma da olabilir. Ma, Mo, Me, Meth eklerinin Ana Tanrıça’nın ekleri olduğu düşünülürse, belki de “Ana Tanrıça Boğazı” anlamına gelmektedir.

Abdurahman Çamlı’ya göre ise köyün adı; Persler (Medler) den gelmektedir. Perslerin Yunanistan seferlerinden geriye kalanların kurduğu bir köydür. Kendi köylerini “Med Eli” (Medlilerin yeri) olarak adlandırmışlardır[6].

Bütün bu anlatılanlara katkıda bulunmak için, mitoloji kahramanı Prometheus adının etimolojik çözümlemesi yapıldığında, ilginç bir ipucu ortaya çıkacaktır: “Prometheus” (Pro-metheus), önceden gören demektir. “Metheus” ise gören demektir[7]. Buna göre “Methella’nın” (Methe-Ella) anlamı, “Boğazgören” ya da “Boğazabakan” olmalıdır. Çünkü Medele’nin ilk yerleşim yeri Kaşaltı denilen, hemen düzlükten vadiye inilen yerdedir. Burası yön olarak geniş bir panaromayla; Dionysopolis’e, Apollon Lermenos’a ve Kuyucak Boğazı’na doğru bakmaktadır. Apollon Lermenos Tapınağı’na gidenler için Menderes’in derin vadisi; boğazdır.
Bazen, sessiz gecelerde Kuyucak Boğazı’nın harlaması ta Medele’ye kadar duyulur… Bunun halk arasındaki yorumu; yakın zamanda yağmur yağacağı anlamına gelmektedir. Kocasuyun (Menderes’in) ve Kuyucak Boğazı’nın Medele insanlarının yaşamında gizemli bir yeri vardır.
Karşıdaki Çakırlar Köyü’nün altında bulunan geniş sekiye “Medele Düzlüğü” denir. Oraya gitmek için Menderes’i geçmek gerekir. Menderes Medele için boğazdır, geçittir. Bu yüzden Medele adında boğaz ya da geçit vurgusunun mutlaka olması gerekmektedir.

Medele adı bazılarına rahatsızlık vermiş olmalı ki, 1962 yılında, İçişleri Bakanlığı’nın kararıyla adı “Dibekli” olarak değiştirilmiştir. Bu adı köylüler hiç sevmedikleri için itirazda bulunmuşlar, yapılan başvurular üzerine, 1964 yılında köyün adı “Yeşiloba” olarak değiştirilmiştir… O günden bugüne köyün resmiyetteki adı Yeşiloba olarak kullanılmaya devam etmiştir… Ancak Medele tarihsel mirasının farkındadır. Moda heveslere pabuç bırakmaz. Bugün hangi köylüye sorsanız keyifle Medeleli olduğunu söyleyecektir. (Ha! Az kalsın unutuyordum. Benim de nüfus cüzdanımda doğum yerim olarak Medele yazıyor…)
Köyden Çanakkale ve Kurtuluş Savaşlarına büyük bir katılım olmuştur. Medele 1920–1922 yılları arasında Yunan işgali altında kalmıştır.
Medele’deki okuryazar oranı ve okumuş insan sayısı Türkiye ortalamasının üzerinde yer alır.
Medele’de tarihsel miras yaşıyor… Hala “Ören” ve “Asar” denilen yerlerimiz var. Define avcılarına rağmen evlerin duvarlarında yeni işlevler yüklenerek kullanılmakta olan antik dönemlerden kalma yazıtlar, mimari malzemeler, heykel parçaları görülebilmektedir. Uyanık çerçiler sakız karşılığı eski paraları (sikkeleri) toplamış olsa da, çapa zamanında toprağı karıştırdığınızda yenileriyle karşılaşabilme ihtimaliniz var. Etnografik ve folklorik değerlerimizin plastik leğen karşılığında, kilimlerimizin makine halılarıyla değiştirilmesine karşın hala özgün örnekleri bulabilme, bozulmadan duran yüklüklerimize ulaşabilme şansınız var…

Halk edebiyatının en güzel kaynaklarını; El değmemiş masalları, manileri ve ninnileri derlemek için geç kalmış sayılmazsınız. Düğünlerde ve bayramlarda birlikte eğlenme kültürüne bağlı olarak gelişen “meydan eğlencelerinin”, “seyirlik oyunların” izini sürebileceğiniz yaşlı insanlar, canlı bellek olarak hala yaşıyorlar. Acıyı paylaşarak azaltmayı; Coşkuyu paylaşarak çoğaltmayı yaşam felsefesi sayan güngörmüş insanlar hala buradalar…

Bu bildiride daha çok eski kilim örnekleri, taş duvar işçilikleri, mimaride kullanılan bezemeler ve taş süslemeciliği tanıtılmaya çalışılacaktır.

Medelelilerin geleneklerine göre; insanoğlunun iki tür kilimi (yaygısı) mutlaka olmalıdır. Biri çeyizlik (bu dünyalık) biri de ölümlük (öte dünyalık). Çeyizlik olanlar ya yüklüklerde dizilir renk renk sıra sıra ya da odalara serilerek gündelik hayatın kahrını çekerler… Ölümlük olanlar ise cenaze töreninde tabutun üzerine örtülürler ve mezarlık dönüşünde köyün camisine bağış olarak serilirler. Bu yüzden köyün camisi kilim müzesi gibidir, yüzyılların kültürel mirasına ev sahipliği yapar. 1978 yılında Çal Kilimleri konusunda yaptığım lisans tezimin ana malzemelerini bu kilimlerden seçmiştim. Tez çalışmalarında Çal Kilimleri dokunuş tekniği ve motif zenginliği bakımından Üçkuyu ve Kuyucak Kilimleri olarak iki grupta toplanmıştı. Medele Köy Camisi’nden seçilmiş olan kilimler çok beğenilmişti… Özgün eserlerdi... Ancak birkaç yıl önce kilimlerin başına gelenleri duyunca çok üzülmüştüm. Köyün imamlarına lojman yapımında kaynak yaratmak üzere hepsi de satılmış, yerine tek renk makine halısı serilerek değiştirilmişti. (Resim–6, 7, 8, 9)

Medele’de taş malzemeyle yapılmış olan hanay evlerin duvar işçiliklerinin mutlaka tanıtılması gerekmektedir. Taşların üst üste yerleştirilmesindeki ustalık, kemerli pencerelerin estetiği ve köşe taşlarındaki uyum, yapanların ve yapılanların kalitesini öylesine yükseltmiş olmalı ki; Yapı ustası hanay evin dışa bakan duvarına gülbezekler koyarak adını özenle yazmıştır. (Resim–10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18)

Yine hanay evlerin iç dekorundaki ahşap işçiliği; göbekli tavanlar, işlemeli dolaplar ve kapılar mutlaka koruma altına alınmalıdır. (Resim–19, 20, 21, 22, 23)

Medele Köyü’nün Mezarlığı da oldukça eskidir. Burada bulunan “Kartal Dede” yatırına komşu köylerden bile gelinerek, adaklar adanır. (Resim–32) Yatır açık alanda, antik dönemden kalma taş bloklarla çevrili, bir meşe ağacının altındadır. Meşe ağacına bez bağlanarak dilekte bulunulur. Adaklar adanıp, dualar edilerek hayır yemekleri yenir. Köyün güney batısındaki “Erenler” yatırı da aynı özelliklere sahip, pınar başında bir adak yeridir.

Mezarlıkta bulunan bazı mezar taşlarında Türk sanatının geleneksel “kıvrıkdal bitki üslubunda” görülen motifler yer almaktadır. Bazı mezar taşlarında Balbalları andıran özelliklere rastlanılmaktadır. Özellikle, ölen kişinin cinsiyetini vurgulamak için mezar taşlarına yapılan takı, bitki ve silah motifleri; çok zengin bir taş işçiliği olarak karşımıza çıkmaktadır. (Resim–24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31)

Mezarlıkta bir başka kalıntı da artık örneği hiç kalmamış olan “Musluk”tur. (Resim–33) Bunlar, eskiden yolcuların su ihtiyacını karşılamak için yolların kenarlarına yapılan ve içinde su dolu küpler bulunan tek gözlü sade yapılardır. Küplerin suyu, musluğu yaptıran hayırsever tarafından her gün takviye edilerek, asla susuz bırakılmazdı… Yol boylarındaki musluklar, sarnıçlar, avganlar (açık sarnıç) ve serenli kuyular hep insanca yaşamanın, paylaşmanın, karşılıksız sevmenin ve almadan vermenin güzel örnekleridirler.

Medele’nin güney batısında yer alan Erenler, Akkaya, Yıkılan ve Şahin Kayası uçurumları (yarları) görülmeye değer jeolojik oluşumlardır. Bu yarlarda bulunan mağaraların birçoğuna çıkılamadığı için keşfedilmeyi ve araştırılmayı beklemektedirler.

Doğduğumuz topraklara olan borcumuzu ödemek için ne yapsak azdır… Saygılarımla…