Kült Yeri


SUNAK DERGİSİ 16. SAYI KASIM ARALIK 2005

KÜLT YERİNDEN

MİTOLOJİK ESİNTİLER

Nizami ÇUBUK

nizami@denizliagsl.k12.tr nizami@denizliagsl.k12.tr

Kült yerleri, binlerce yıldan beri toplumların dinsel anlamlar yüklediği, kutsal saydığı, adaklar adayıp sunular sunduğu yerlerdir…

Kült yeri bazen bir tapınaktır… bazen de gizemli bir anıt …

Toplumların inançları, dinsel öyküleri ve söylenceleri; onların sosyolojik yapılarıyla, tarihsel dönemleriyle ve yaşadıkları coğrafi mekanla doğrudan ilgilidir. Ortaya çıkan söylenceler yani mitoslar bütün bunları doğrulamaktadır.

Söz, öykü anlamına gelen mitos, ilkel insan topluluklarının evreni, yeryüzünü ve doğa olaylarını kişileştirerek yorumlama ve henüz sırrını çözemedikleri yaşamla ilgili her türlü oluşumu anlamlı bir biçimde açıklama gereksiniminden doğmuş öykülerdir. Ve bunların hepside mitoloji yada mitologya üst başlığıyla sunulmaktadır…

Zaman içinde yolcuk yaparken, kült yerlerinde oluşan gizemli öyküleri ve mitosları anlatmaya çalışacağız, dilimizin döndüğünce…

Mitolojik esintilerle savrulup gelen, şiir tadındaki öykülerle…

Tanrıların otağ kurduğu Olympos Dağı’na çıkacağız kimi kez… Şenliklerine kavgalarına tanıklık edeceğiz. Eğer, buyur ederlerse sofralarına; tanrılara ölümsüzlük veren Nektar içip Ambrosia yiyeceğiz hep birlikte…

Prometheus olacağız her birimiz, Kaf Dağı’nda alıcı kuşlar ciğerimizi deşse bile… Tanrıların ateşini ve ışığını vereceğiz insanlara…

Atlas gibi gök kubbeyi omuzlayarak taşımakta var işin içinde, yorulmadan usanmadan…

Bazen, Simurg Kuşu olmayı öğreteceğiz yalnız ve umutsuz, zavallı ve acınası kuşlara…

Çoban Marsyas olmaktan korkmadan üfleyeceğiz kavalımızı yanık türkülerle… Apollon kızarmış, derimizi yüzermiş, aldırmadan…

Artemis’in sunağına adaklar sunacağız… Leto’nun okçu kızı, bize öfkelenmesin diye…

Herakles gibi inatçı ve güçlü olacağız, yılmadan usanmadan… Tanrılar istemese de çıkacağız Olympos’a…

İnsanlara sanatı esinleyen, baldan tatlı dilleriyle Musaların korosunu dinleyeceğiz; Zeus’un dokuz tanrısal kızını…

Keyiflenirsek eğer, Dionysos Alayına katılıp oyunlar oynayacağız, şarap içeceğiz doyasıya…

Bazen göklere çıkıp Zeus olacağız, bazen de okyanusların sahibi Poseidon… Ama asla Hades’in ülkesi, yeraltına inmeyeceğiz… Yeryüzüne geri dönüşü olmadığı için…

Mezopotamya’da Gılgamış’ı görmeden geçmek yok… Mısır’da Tanrıça İsis’e uğramadan dönmek de yok…

Biliyorsunuz! Anadolu’nun Ana Tanrıçası Kybele ile Attis’in düğünlerine davetimiz var… unutmak yok!

Mitolojik esintilerle… Kült Yerinde buluşmak üzere…

Nizami ÇUBUK