Denizli Evleri


DEGİAD DERGİSİ, SAYI: 40, AĞUTOS 2006

ESKİDEN DE DENİZLİ DENİLEN BİR YER VARDI

Yazı ve fotoğraflar: Nizami ÇUBUK


Tarihin akışı içinde, gün gelmiş...
Laodikya’dan / Lâdik’ten Tonguzlu Kalesi’ne yönelmişler,
Akhan Kervansarayı’na gelen gezginler, tüccarlar...
Alışveriş olsun, yükler, denkler renk renk dolsun diye...
Denizli Kalesin’de “Kaleiçi”nde:
Bakırcılar bakır, Demirciler demir döverken,
Arastalarda kepenkler birer birer açılıp, umutla günü karşılarken...
İnsanlar gelip, Lâdik’ten / Laodikya’dan
Evler, mahalleler kurdular...
Kale etrafına halka halka, sıra sıra...
Kaleiçi...
Bayramyeri...
Sırakapılar...
Gürcan...
Değirmenönü...
Ve Kuşpınar Mahallesi denildi adlarına...

O günden bugüne...
Günler ayları, aylar yılları kovalayıp durdu...
Denizli’de mahalleler oluştu yeni yeni, öbek öbek...
Eski mahalleler de duruyordu yerli yerinde.
Durmasına duruyordu ama...
Eski evleri yoktu artık sıra sıra, sokağa caddeye bakan...
Kalanlar da tek tük, şurada burada kala kalmış,
Yalnız başına... Ölümünü bekleyen yaşlı insanlar gibi.
Bir zamanlar seçme ustaların yaptığı, o güzelim evler
Birer birer yok olmaktalar...
Bazen bakımsızlıktan,
Bazen de iri dişli makinelerle...
Hatta (söylemeye dilim varmıyor) bile bile yakılmaktalar...
Yıkılan, yakılan her evin, bozulan her bahçenin yerine
Kutu kutu beton yığınlar dikiliyor peşi sıra…
Sıkışıp kaldı, kalan eski evler şurada burada...
Yaşayamaz haldeler şimdi havasız, güneşsiz ve insansız...
İlk önce, leylekler ve kırlangıçlar gelmez oldu.
Pencerelerinde görünmez oldu fesleğenler,
Kırmızı çiçekli sardunyalar ve mis kokulu şebboylar...
Ve ardı sıra cıvıltılı çocuk sesleriyle,
Şen şakrak kahkahalar kayboldu...
Hepsi birden sözleşmiş gibi...

Denizli evleri sokağa kadar yanaşarak,
Sırtını sokağa, önünü bahçesine dönerdi, onu kucaklar gibi.
Cumbası ve saçaklarıyla sokağa uzanıverir çalım atarak...
Cumbalarda pencereler...
Pencereler evin sokağa bakan gözleri.
Gözlerde sürme gibi ahşap kafesler örülü.
Akşamüstleri pencerelerden insanlar sarkardı.
Karşı komşuya seslenmek, yarenlik etmek için.
Yarenlikler, sokaklarda çocuk cıvıltılarıyla harman olur,
Karışırdı seslerinin yankıları biri diğerine...

Evin önü, hayatı bahçeye bakar.
Bahçede asmalar, ağaçlar ve renk renk çiçekler...
Çoğunlukla da meyve ağaçları sıra sıra…
Başta nar ağacı; bereketi bolluğu simgeleyen...
Ardından dut, incir, kayısı ve erik...
Baharı erik ağacı müjdeler...
Ve her ağacın yaprağı kendi meyvesinin renginde solar
Yazdan güze kadar güller açar renk renk, boy boy...
Kışı kasımpatılar karşılar, salınarak...
Bahçelerden su kanalları;
İçinden şırıl şırıl berrak sular akan.
Kimse kirletmez bu suları.
Bir önceki komşudan temiz gelmiştir çünkü.
Bir sonrakine de öyle ulaşmalıdır...

Denizli evlerine tokmaklı kapılardan girilir.
Kapı tokmağı deyip geçmeyin!
Bazen bir eldir, bazen bir aslan başı…
Bazen de bir kuş heykelciği…
Özenle, kusursuz yapılmıştır, her biri.
Tokmaklı sokak kapısından girince,
Asma çardaklı bir yoldan geçilir bahçeye...

Hanaylarda evin hayatı karşılar gelenleri…
Birinci kat, gündelik yaşamın işliği gibidir.
Mutfak, kiler ve ekmek evi olarak evin kahrını çekerler.
Üst kata, çocukların ve yaşlıların bile çıkabileceği merdivenlerle çıkılır.
Yatmak, dinlenmek… Ve bir de konuk ağırlamak için döşenmiştir, odalar.
Odaların kapıları, dolapları ve tavanları
Sevda yüklü nakışlarla işlenmiştir…
Görünce hemen büyüleyen…
Her oda; Ocağı, dolabı ve banyosuyla
Ayrı bir evdir sanki…
Bu yüzdendir; Oğullar evlenince…
“Ev” olarak düşer payına, odalardan birisi

Denizli’ye demiryolu gelince,
Yapısal ve toplumsal değişimler görülmeye başlanır.
Büyük değirmenler kurulur, konut biçimleri değişir...
Evlerin bahçeleri ya küçülür ya da hiç olmaz.
Hayatların yerini, sofalar ve holler alır.
Evlerin kapısı doğrudan sokağa bağlanmaya başlamıştır bile…
Ne bahçeleri vardır, ne de hayatları artık…
Kapıları ve tokmakları da değişmiştir çoktan...
Dünya Savaşlarının ardından
Nüfus artışı bir yandan göçler biryandan,
Evlerinin yerini apartman denilen beton yığınları almaya başlamıştır çoktan...
İşte, bu karmaşanın içinde, yorgun ve çaresiz
Birer birer ama sessizce kaybolup gitmektedir, güzelim Denizli Evleri...