Artemis


EGE LİFE, 01 ARALIK 2005, YIL: 2, SAYI: 23


İNSANLARIN ve HAYVANLARIN ECESİ,
BÜTÜN DOĞANIN KORUYUCUSU

TANRIÇA ARTEMİS


Uygarlıklar ülkesi Türkiye…

Tarih kokulu topraklarıyla, gizemli mitolojik öykülerin ülkesi…
Dünyanın Yedi Harikası’ndan ikisine ev sahipliği yapıyor…
Biri Bodrum’daki Anıt Mezar (Halikarnassos Mausoleum’u), diğeri de Efes Artemis Tapınağı (Artemision).
Bizanslı gezgin Philon Dünyanın Yedi Harikalarını kıyaslarken, "Babil'in Asma Bahçelerini, Olympos’taki Zeus Heykelini, Rodos’taki Helios Anıtı’nı, Mısır’da yüksek Piramitlerin kudretli işçiliğini ve Mausoleum’u gördüm… Ama bulutlara doğru yükselen Efes'teki Artemis Tapınağı’nı görünce, diğerlerinin tümünün gölgede kaldığını hissettim." diye yazmıştı.
Anadolu’nun en eski tapınaklarından biri olan Artemis Tapınağı MÖ 356’da Herostratos adındaki bir deli tarafından, ünlü olmak düşüncesiyle yakılmıştır. Bu tarih aynı zamanda Büyük İskender’in de doğum günüdür. Ve bu olumsuz başlangıç İskender adına uğursuzluk işareti olarak yorumlanmıştır… Büyük İskender Anadolu’ya geldiğinde yeniden yapılmakta olan tapınağa yardım etmeyi önerir… Ancak Efesliler akıllıca bir cevapla: “Bir tanrının tapınağını yaptırmak bir başka tanrıya yakışmaz…” diye karşılık verirler.
Hıristiyanlık Döneminde, Aziz Paulus Efes’e gelerek, büyük tiyatroda Hıristiyanlığa davet konuşması yaptığı zaman, Demetrius adındaki bir kuyumcu “Efeslilerin Artemis’i daha büyüktür!” diye bağırarak, meslektaşlarını kışkırtmıştır. Çünkü kuyumcu meslektaşları yaşamlarını Efes’e gelen hacılara Artemis heykelleri satarak kazanmaktaydılar…



Geçen yüzyılda Tapınağın araştırmalarını yürüten İngiliz Arkeologlar kalıntıların önemli bir bölümünü Londra’daki British Museum’a kaçırmışlardır. Bugün geriye koca bir çukur ve dikili bir tek sütun kalmıştır…
Efes Artemis Tapınağı’nda bulunan Kült (tapım) heykeli farklı yorumlarıyla birçok yerde görülebilmektedir. Artemis, bazı bölgelerde yerel kültlerin (inançların, tapımların) özellikleriyle bezenerek daha zengin bir niteliğe bürünür. Efes Artemis’i Anadolu’nun en eski tanrıçası, Ana Tanrıça’nın da bazı özelliklerini almıştır. Efes’te bolluk, bereket tanrıçası olarak, çok memeli ya da testisli betimlenmesi bundandır. Gerçekte, Efes Artemis’inin kaynağı Anadolu’nun Ana Tanrıça’sıdır. Hititlerde Kubaba, Phrygia’da Kybele, Lykia’da Leto olarak, bu büyük bereket tanrıçasının, zamanla Efes Artemis’ine dönüştüğü bilinmektedir.
Anadolu’da bulunmuş olan çeşitli Ana Tanrıça imgeleri; idol, figürin ve küçük heykeller arasında, Efes Artemis heykeli ayrı bir yer tutmaktadır. Başına taktığı kule tacı ve figürlerle bezenmiş çok memeli kült elbisesiyle, dimdik ayakta duran Artemis heykeli, her halde çok eski, ilkel bir imgenin geliştirilmiş biçimi olmalıdır. Tanrıçanın imgesi zamanla zenginleşerek; “Ana Tanrıça Artemis’in” bütün niteliklerini dile getiren, yüklü ve süslü bir heykele dönüşmüştür. Bu haliyle Artemis heykeli; hem tanrıçanın doğaya egemenliğini, hem de uygarlıkların yol göstericisi olduğunu anlatmak isteyen yoğun bir simgeye dönüşmüştür
Söz konusu heykelde Tanrıça Artemis, başının üstünde üç kattan oluşan kule biçimli bir tapınak taşımaktadır. Bu, onun doğayı olduğu kadar, şehirleri ve tapınakları da koruduğunu göstermek için yapılmış olmalıdır. Ulu bir tanrıça olmanın karşı konulamaz gücünü yansıtmak için, gözleri derin ve ciddi bir ifadeyle sonsuzluğa bakmaktadır. Bir yandan da, Ay Tanrıçası olduğu vurgulanmak istercesine ensesi dolunay şeklindeki bir diskle çevrilmiş, alnına ise hilal yerleştirilmiştir. Ensesindeki diskin her iki yanında beşer Grifon vardır. Boynundan zodiak işaretlerinden örülmüş kalın bir gerdanlık sarkmaktadır. Onun altında da dört kat halinde meme, belkide erkeklik üreme organı testisler görülür. “Polymastos” yani çok memeli diye tanımlanan heykelin meme sayısı on yedi ile kırk arasında değişmektedir. Bunlar Artemis’in bolluk ve bereket simgeleridir. Tanrıçanın eteğinde alt alta altı kattan oluşan dörtgen çerçeveler vardır. Her dörtgenin içinde kabartma şeklinde aslanlar, keçiler, boğalar Grifonlar, Sifenksler ve arılar görülür. Dörtgenlerin ön tarafta olanlarının içine figürler üçer üçer dizilmiştir.
Artemis’in gövdesini saran bütün bu simgesel süsler tanrıçanın kutsal tahta heykeline zaman zaman giydirilen birer giysi niteliğinde olmalıdır. Nitekim Efes’de tanrıçanın giysilerini korumakla görevli soylu genç kızlar bulunduğu, bunların bakire kaldıkları sürece hizmet verebildikleri bilinmektedir.
Tanrıça Artemis heykelinin değişmez, kutsal simgelerinden biri de üç sayısıdır. Bununla Artemis’in üçlü karakteri anlatılmaktadır; hem genç kız, hem evli kadın, hem de ana olan yanı vurgulanmaktadır. Artemis gerçekte bakiredir. Ancak Anadolu kültüründe Kybele ile ilişkilendirildiği için doğurganlık ve analık yanı da öne çıkarılmıştır. Efes Artemis’i kült heykelindeki görüntüsü, “Bakire Artemis” görüntüsünden farklıdır. Burada Tanrıça Artemis, evrensel bir güç olarak betimlenmektedir. Çünkü: Ayı etkisi altında tutar, doğurgandır, arıların kraliçesi, uygarlığın koruyucusudur, gökyüzündeki ve yeryüzündeki gerçek ve gerçek üstü bütün yaratıklar onun buyruğundadır. İnsanlarında, hayvanlarında ecesi, bütün doğanın yöneticisidir.
Anadolu’da, Roma Döneminde yaygın olarak görülen imparatorluk kültleri, hem birleştirici hem de bölünmeyi sağlayan önemli kültlerdir. Bunun yanında Artemis, Apollon ve Dionysos gibi kültler Anadolu’da geniş bir alana yayılmışlardır. Bunlar içinde, özellikle Efes Artemis kültü, ayrıcalıklı bir kutsallığa sahiptir.

PAMUKKALE’DE (HİERAPOLİS’TE) EFES ARTEMİS’İ
Tiyatro sahnesinin birinci katında yer alan Artemis kabartma kuşağının hem başlangıcında hem de sonunda iki yerde Efes Artemis kültüne (inancına, tapınma yerine) ilişkin betimlemelere yer verilmiştir. Aynı zamanda bu kabartma kuşağı en uzun sahneyi de oluşturmaktadır.
Birinci bölümde; Efes Artemis kültüne tapınan üç genç kız yer alır. Kızların yönü ve başlarını kaldırarak inançla baktıkları nokta bir sonraki sahnedeki kült heykeli olmalıdır.
İkinci bölümde; Efes Artemis’ine tapınan iki kadın figüründen oluşan kompozisyon yer alır. Artemis kült heykelinin betimlendiği kabartma, Efes’teki geleneksel heykelden farklılıklar gösterir. Göğüsteki yumurta dizisi burada beş dizi olarak yapılmıştır. Etek bölümünde yer alan, içinde hayvan motifleri bulunan altı dörtgen çerçeve, burada dört adet yapılmıştır. Yanlarda yer alan iki hayvan heykelinin duruşları da pozisyon olarak doğru değildir. Buna benzer ikonografik değişimler anlamsal bir farklılıktan değil; yöresel ve dönemsel etkilerden kaynaklanmış olmalıdır. Kült figüründe ayrıntıların verilmesi bilerek basitleştirilmiş gibidir. Çünkü ince bir çalışma bütün figürü daha karmaşık hale getirebilirdi.
Hierapolis’in (Pamukkale’nin) Efes ile bastığı birlik sikkelerinde de Artemis kült heykeline yer verilmiştir.
Tapınak önündeki sunakta tütsü yapan kadın figürü küçük ve orantısız yapılmıştır. Artemis kült heykeli çelenkli bir podyum üzerinde betimlenmiştir. Sahnenin sağında yer alan giysili kadın; sol elinde tuttuğu kutsal su tasından, sağ elindeki defne ya da zeytin dalıyla su serpmektedir. Efes Artemis figürlerine, Roma Dönemine ait çeşitli Hierapolis sikkelerinde de rastlanmaktadır.
Üçüncü bölümde; kurbanlık boğa götüren adakçı figürü vardır. Sol eliyle boğanın ipinden tutarken, sağ eliyle de sopasını taşımaktadır. Bütün adakçı sahnelerinde boğalar anatomik özellikleri bakımından küçük olarak betimlenmiştir.
Dördüncü bölümde boğayı ağaca bağlamış adakçı görülmektedir. Ağaç ve boğanın başı köşeye geldiği halde, devam eden bir olayın anlatılması düşüncesiyle kabartma kuşağı başarılı bir biçimde köşede kıvrılarak, döndürülmüştür.
Kapı boşluğundan sonra podyum üzerindeki beşinci bölümde; adaklık boğayı götüren erkek ve çelenk taşıyan kadın figürleri yer almaktadır. Bu sahnede yer alan öndeki boğa, bir sonraki bölümde bulunan adam tarafından çekilmektedir. Bu iki bölüm aynı zamanda tek bölüm gibi düşünülmüştür.
Altıncı bölümde; başının üstünde meyve sepeti taşıyan adakçı ve boğa figürleri yer almaktadır.
Yedinci bölümde de boğasının ipinden, onu tapınak sunağına götüren adakçı figürü yer alır. Burada boğanın önden betimlenmesi başarılı bir şekilde gösterilmiştir.
Üçüncü bölümden buraya kadar olan kabartma kuşağında; adakçıların kurbanlık boğaları ve sunularıyla kutsal yoldan Artemis Tapınağına gitmeleri anlatılmaktadır. Buna benzer adakçı betimlemeleri ve görüntüleri Alacahöyük’teki Hitit duvar kabartmalarından, günümüzdeki Denizli Beyağaç Eren Şenliklerine kadar süregelen bir Anadolu geleneği olarak devam etmektedir.
Podyumun önyüzünde yer alan sahnenin devamında Efes Artemis Kültü önünde kurban ve tapınma törenleri betimlenmiştir.
Sekizinci bölümde; bu kutsal törene katılan bir kadın figürü yer almaktadır. Bu kadın su serperek; flüt çalarak boğa kurban edenleri kutsamaktadır.
Dokuzuncu bölümde; boğa kurban etme sahnesi işlenmiştir. İkisi kadın ikisi erkek dört insan figürü ve bir boğadan oluşan kompozisyon kurban töreninin başladığı anı betimlemektedir. İki kadın çifte flütleriyle, dinsel müzik çalıp, törenin mistik havasını hazırlamaktadırlar. Öndeki adam, belinden kuşaklarla bağlanarak ve süslenerek kurban edilmeye hazırlanan boğayı ipinden çekerken, ortadaki adam elindeki balyozla boğanın başına vurmaya hazırlanmaktadır. Geleneklere göre boğa bayıltılarak kesilecektir. Çalgıcı kadınlar ve boğayı çeken adamın yönü bizi tümüyle tapınağa yani kült heykeline doğru götürmektedir.
Onuncu bölümde; sunağın başında ateşte tütsü ve libasyon yapan figür yer almaktadır.
Son bölümde; yine Efes Artemis kültüne tapınma sahnesi yer almıştır. Burada, İyon başlıklı sütunların taşıdığı kemerle temsil edilen tapınakta yer alan kült heykeline tapınan, khiton ve himation giyinmiş başı örtülü kadın (belki rahibe) figüründen oluşan bir kompozisyon betimlenmiştir. Tapınan kadın figürünün sol elinde bereketin ve bolluğun simgesi afyon kozası vardır. Kadın figürünün sağ eli ise tapınma biçiminde açık durumdadır. Artemis kült heykeli genel özelliklere uygun gibi görünse de, burada bazı farklılıklar gösterir. İkinci bölümdeki kült heykeli önden, son bölümdeki ise yandan ve ayrıntılar daha iyi belirtilerek betimlenmiştir. Göğüsteki yumurtaların dizilişinde, sonuncu heykelde perspektif duygusu verilmiştir. Etek bölümünde yer alan çerçeve içinde betimlenmiş bitki ve hayvan (arı, keçi, aslan ve domuz) motifleri daha zengindir. Üstteki çerçevenin içinde yer alan, yaprakların arasındaki kadın figürü Ana Tanrıça idolüne benzemektedir.
Bu kabartmalar Efes Artemis’i için yapılan geleneksel törenlerin yapılış biçimine uygun, içersinde dönem ve yer bilgilerinin bulunduğu gerçekçi bir anlatıma sahip kendine özgü kabartma gruplarını oluştururlar.
Kabarmalardaki olayların betimlenmesinde kullanılan figür ritimlerinin bazen hızlanıp, bazen yavaşlaması; son sahnelerde yoğunlaşan mimari öğeler, kadınların değişik saç kesimleri ve farklı giysilerin tercih edilmesi; anlatımdaki tekdüzeliğin önlenmesi için düşünülmüş olmalıdır.
Geleneksel Efes Artemis’i dinsel törenlerinde genellikle; tütsü yapma, palmiye veya defne dalıyla kutsama ya da doğadan türlü meyveler sunma gibi kansız adak törenlerinin yapıldığı sanılırdı. Burada, Artemis kabartmalarında rastladığımız kanlı adak, kurban sahneleri, yaygın olarak bilinen genel anlayışın değişmesini sağlamıştır. Bu durum, Hierapolis Tiyatro kabartmalarına daha özel ve daha özgün bir özellik kazandırmaktadır.
Kabartmalarda görülen mimari mekânlar, büyük bir olasılıkla Efes Artemis Tapınağını; kalabalık figürlerde, tapınağa giden kutsal yoldaki adakçılar alayını betimliyor olmalıdır.
Sonuç olarak, Efes Artemis’ine dair söylenecek çok söz vardır. Verilecek çokça örnek vardır… Şimdilik Efes ve Pamukkale ile sınırlı kalsın…
Hıristiyanlık döneminde Artemis, yeni anlayışa uyarak Meryem Ana’ya dönüşür ve dağların doruklarına çıkar…
Günümüzde Anadolu folklorunda kadınların taktığı takılarla süslü başlıklarda, köy düğünlerinde gelin ve damadın üzerine serpilen buğday tohumlarında hala Ana Tanrıça Artemis’in izlerini görürüsünüz…
Anadolu Uygarlıkları, tüm insanlara çok anlamlı mesajlar sunar:
Efes Artemis Tapınağı’nın önünden dönüp, Selçuk’a doğru bakarsanız bütün anlattıklarımızı bu panoramik manzaranın içinde görebilirsiniz…
Önde, üzerine leyleklerin yuva yaptığı Artemis Tapınağı’nın İyon sütunu… Arkada Ayasuluk tepesinde St. Jean Kilisesi… Ve yamaçlarda İsa Bey Camisi… Hepside yan yana iç içe…
Dolunaylı akşamlarda, Ay tanrıçası Artemis gülümseyerek bakar insanlara…
Ve der ki:
“ Kâh çıkarım gökyüzüne seyrederim âlemi
Kâh inerim yeryüzüne seyreder âlem beni…”
Tarih kokulu topraklarıyla, gizemli mitolojik öykülerin ülkesi…Dünyanın Yedi Harikası’ndan ikisine ev sahipliği yapıyor…Biri Bodrum’daki Anıt Mezar (Halikarnassos Mausoleum’u), diğeri de Efes Artemis Tapınağı (Artemision). Bizanslı gezgin Philon Dünyanın Yedi Harikalarını kıyaslarken, "Babil'in Asma Bahçelerini, Olympos’taki Zeus Heykelini, Rodos’taki Helios Anıtı’nı, Mısır’da yüksek Piramitlerin kudretli işçiliğini ve Mausoleum’u gördüm… Ama bulutlara doğru yükselen Efes'teki Artemis Tapınağı’nı görünce, diğerlerinin tümünün gölgede kaldığını hissettim." diye yazmıştı. Anadolu’nun en eski tapınaklarından biri olan Artemis Tapınağı MÖ 356’da Herostratos adındaki bir deli tarafından, ünlü olmak düşüncesiyle yakılmıştır. Bu tarih aynı zamanda Büyük İskender’in de doğum günüdür. Ve bu olumsuz başlangıç İskender adına uğursuzluk işareti olarak yorumlanmıştır… Büyük İskender Anadolu’ya geldiğinde yeniden yapılmakta olan tapınağa yardım etmeyi önerir… Ancak Efesliler akıllıca bir cevapla: “Bir tanrının tapınağını yaptırmak bir başka tanrıya yakışmaz…” diye karşılık verirler.Hıristiyanlık Döneminde, Aziz Paulus Efes’e gelerek, büyük tiyatroda Hıristiyanlığa davet konuşması yaptığı zaman, Demetrius adındaki bir kuyumcu “Efeslilerin Artemis’i daha büyüktür!” diye bağırarak, meslektaşlarını kışkırtmıştır. Çünkü kuyumcu meslektaşları yaşamlarını Efes’e gelen hacılara Artemis heykelleri satarak kazanmaktaydılar…