Afrodit


ŞEHİR IŞIKLARI DERGİSİ, SAYI: 5, ŞUBAT 2005
AŞKIN VE GÜZELLİĞİN TANRIÇASI
AFRODİT (Venüs)


Afrodit (Aphrodite) aşkın ve güzelliğin tanrıçasıdır. Aşk meleği Eros’un da anasıdır. Eros, ilkbahar gelince Afrodit’in oklarını fırlatır, insanlara… Bu oklara hedef olanlar mümkün değil kurtulamazlar, amansız ve umarsız aşklardan…
Hierapolis (Pamukkale) Tiyatro kabartmalarında Afrodit’e ilişkin mitolojik öykülerin işlendiği sahnelere de yer verilmiştir. Ancak burada olduğu gibi, Afrodit bazen alışageldiğimiz sıfatlarından farklı olarak, kıskançlıklar ve huysuzluklar yapan bir tanrıça olarak da çıkmaktadır karşımıza…
Tiyatro kabartmalarından birinde, Afrodit ve Adonis arasında geçen mitolojik bir öykü işlenmiştir:
Kıbrıs’ın ilk kralı Kinyras bilmeden kendi kızı Myrrha ile birlikte olmuştur… Bu ona kıskanç Afrodit’in kötü bir oyunudur. Kral işin farkına varınca, kızını ve kendini öldürmek ister… Ancak kralın kızı, mersin ağacına dönüşerek ölümden kurtulur… İşte öykümüzün kahramanı Adonis, bu ağaçtan doğmuş yakışıklı bir delikanlıdır…
Daha çocukken Adonis’in güzelliğine vurulan Afrodit, onu büyütsün diye yer altı tanrıçası Persefone’ye göndermiştir… Ama, görür görmez Persefone de vurulmuştur Adonis’e … Ve onu, bir daha Afrodit’e geri yollamak istemez… Tanrıçalar arasında çıkan bu amansız kavgaya, baş tanrı Zeus’un yargıçlığı uygun görülür… Buna göre; Adonis yılın dört ayını Persefone’nin yanında, dört ayını da Afrodit’nin yanında geçirecektir… Geriye kalan zamanda ise kendi istediği yerde yaşayacaktır…
Adonis, geriye kalan dört ayını da Afrodit’in yanında geçirmeye karar verince, işler iyice karışır… Tanrıçanın güzel delikanlıya olan aşkını kıskanan kocası Ares, Adonis’in üstüne bir yaban domuzu salarak onu öldürmek ister… Sonuçta, her şey Ares’in düşündüğü gibi olur ve ağır yaralanan Adonis acılar içinde kıvranarak ölür…
Adonis’in toprağa damlayan al kanı, Manisa Lalesinin rengini kan kırmızısına boyar… Öte yandan, yaralı Adonis’in yardımına koşarken Afrodit’in ayağına batan dikenden akan kanlarla, tanrıçanın çiçeği olan beyaz gül, kırmızı güle dönüşür …
Kabartmadaki bu mitolojik öykü, ikonografik bir düzenlemeyle sunulmuştur. Öykü; kucağında yaralı Adonis’i taşıyan Afrodit ve karşılarında duran Ares figürleri olarak betimlenmiştir. Ares elinde kutsal palmiye dalıyla, sunağın dibinde meydan okumaktadır... Palmiye dalı ise kazanılmış olan başarının ve zaferin simgesi olarak kullanılmıştır…
(Aslında, tiyatro kabartma kuşağının bütünü Apollon’la ilgili olduğu için burada, Apollon Ares’in rolünde betimlenmiştir).